1 Mart 2026 Pazar
Haber

Şam Sokaklarında Direnen Miras: "Teknolojiyi Yenen Ses"

Suriye’nin başkenti Şam’ın tarihi sokaklarında yankılanan davul sesi, akıllı telefon alarmlarına meydan okuyor. Yarım asra yaklaşan ömrünü ramazan geleneğine adayan Mahmud Savvan, kadim mesleğini çocuklara aşılayarak kültürel mirası yaşatmaya çalışıyor.

Paylaş:
Şam Sokaklarında Direnen Miras: "Teknolojiyi Yenen Ses"

Suriye’nin başkenti Şam’ın tarihi sokaklarında yankılanan davul sesi, akıllı telefon alarmlarına meydan okuyor. Yarım asra yaklaşan ömrünü ramazan geleneğine adayan Mahmud Savvan, kadim mesleğini çocuklara aşılayarak kültürel mirası yaşatmaya çalışıyor.

Şam’ın taş döşeli dar sokakları, gece yarısından sonra teknolojik sessizliğe değil, asırlık bir geleneğin ritmine teslim oluyor. Başkent Şam’ın Keymeriye Mahallesi’nde yaşayan ve çevresinde "Hacı Mahmud" olarak tanınan Mahmud Savvan, ilerleyen yaşına rağmen her gece omzuna astığı davuluyla sokaklara düşüyor. Savvan'ın amacı sadece insanları sahura kaldırmak değil; teknoloji çağında unutulmaya yüz tutmuş bir kültürel hafızayı canlı tutmak.

"Ey Uyuyan, Bir Olanı An!"

Şam'ın tarihi dokusuyla bütünleşen sahur vaktinde, Savvan’ın gür sesi sokaklarda yankılanıyor: "Ya naim! Vahhid ed-Daim" (Ey uyuyan, Bir olanı an). Bu nida, mahalle sakinleri için sadece bir uyanma çağrısı değil, aynı zamanda ramazanın manevi atmosferinin tamamlayıcı bir unsuru.

Kentte bu geleneği sürdüren yaklaşık 30 davulcu kaldığı belirtiliyor. Savvan, her gece saatlerce süren mesaisinde kilometrelerce yol yürüyor. Teknolojinin, özellikle akıllı telefon alarmlarının hayatın her alanına girmesine rağmen, mahalle sakinlerinin büyük bir kısmı hala onun sesiyle uyanmayı tercih ediyor. Savvan’a göre davul sesi, dijital bir alarmdan çok daha fazlasını; toplumsal bir birlikteliği ve ramazan ruhunu temsil ediyor.

Çocukluk Hayalinden Gelecek Nesillere

Mahmud Savvan’ın bu mesleğe olan tutkusu, kendi çocukluğuna dayanıyor. Küçük bir çocukken mahallesindeki davulcunun peşinden koştuğunu anlatan Savvan, bugün aynı ilgiyi şimdiki nesilden görüyor olmanın mutluluğunu yaşıyor.

Savvan, bu döngüyü şu sözlerle ifade ediyor: "Eskiden ben nasıl sahur davulcusunun peşinden gidiyorsam, şimdi çocuklar da benim peşimden geliyor. Kimi bana eşlik ediyor, kimi ritme ayak uyduruyor."

Mahalledeki çocuklar, Savvan’ın yolunu gözlüyor ve ona Şam’a özgü ramazan lezzetlerinden ikramlarda bulunuyor. Çocukların sunduğu "maruuk" adı verilen ramazan simidi, hurma, su ve meyan şerbeti, kuşaklar arası bağın bir sembolü haline gelmiş durumda.

Şam’ın Kültürel Kimliği

Ramazan davulculuğunu sadece bir iş olarak görmediğini vurgulayan Savvan, bunun Şam’ın kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyor. Şam mutfağının vazgeçilmezleri olan meyan şerbeti ve demirhindi gibi, sahur davulcusunun da kentin "tadı tuzu" olduğunu belirtiyor.

Bazen evlerin kapılarını tek tek çalarak ışıkların yandığından emin olmadan sokağı terk etmeyen Savvan, uykusuzluğa ve yorgunluğa rağmen mirasını korumakta kararlı. "Bu geleneğin gelecek nesillere aktarılmasını ve yaşatılmasını isterim" diyen emektar davulcu, modern zamanın hızına karşı kültürel hafızanın direnişini simgeliyor. Mahalle sakinleri de bu çabayı karşılıksız bırakmayarak, davul sesinin ramazan ayının ruhunu ve toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini vurguluyor.