Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Almanya ve İngiltere’ye gerçekleştirdiği son ziyaretler, Avrupa ile Suriye arasında uzun süredir devam eden izolasyonun kontrollü bir şekilde aşılmaya başlandığını gösteriyor. Görüşmelerde Avrupa’nın önceliği sığınmacıların geri dönüşü ve sınır güvenliği olurken, Şam yönetimi yeniden inşa için hayati önem taşıyan ekonomik yatırımlara odaklanıyor.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Berlin ve Londra’yı kapsayan Avrupa turu, Şam yönetiminin Batı ile ilişkilerini yeniden tesis etme çabalarında kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Geçtiğimiz dönemde ilk Avrupa ziyaretini Fransa’nın başkenti Paris’e yapan Şara’nın, Almanya ve İngiltere temasları, taraflar arasındaki diplomatik angajmanın pragmatik çıkarlar doğrultusunda genişlediğine işaret ediyor.
Avrupa başkentleri, Suriye ile ilişkilerde geçmişteki sert tutumlarını kademeli olarak yumuşatırken; büyükelçiliklerin yeniden faaliyete geçmesi ve üst düzey diplomatik temasların artması, Avrupa’nın Suriye politikasında yeni bir "gerçekçi" yaklaşımın benimsendiğini gösteriyor.
Berlin’de Ana Gündem: Sığınmacıların Dönüşü ve Beyin Göçü
Suriye ile normalleşme sürecinde Fransa’ya kıyasla daha temkinli bir politika izleyen Almanya, Şara’nın ziyaretinde öncelikli olarak ülkesindeki yaklaşık bir milyon Suriyeli sığınmacı konusunu masaya yatırdı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ve Başbakan Friedrich Merz ile yapılan görüşmelerde, 2030 yılına kadar Suriyeli sığınmacıların en az yüzde 80’inin ülkelerine geri dönmesi hedefi üzerinde duruldu.
Ancak Berlin yönetimi, kitlesel geri dönüşlerin kısa vadede kolay olmadığının farkında. Öte yandan, Almanya’da sağlık sistemi başta olmak üzere kritik sektörlerde çalışan nitelikli Suriyeli personelin ülkelerine dönme eğilimi, Alman makamları için yeni bir "beyin göçü" kaygısı yaratıyor.
Suriye tarafı ise sığınmacıların geri dönüşünü doğrudan ülkenin yeniden inşasıyla ilişkilendiriyor. Şara, geri dönüşlerin güvenli ve kalıcı olabilmesi için ekonomik darboğazın aşılması gerektiğini vurgulayarak, Alman yatırımcıları enerji, altyapı ve konut projelerine davet etti. Şam yönetimi, ülkenin toparlanma sürecinde Avrupa’nın ve özellikle AB’nin ekonomik lokomotifi konumundaki Almanya’nın finansal kapasitesini vazgeçilmez bir kaynak olarak görüyor.
Londra Temasları: Güvenlik, Terörle Mücadele ve Bölgesel İstikrar
Şara’nın Avrupa turundaki ikinci durağı olan İngiltere, 2025 yılında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasının ardından gerçekleşen bu en üst düzey ziyarete büyük önem atfetti. Londra’daki görüşmelerin merkezinde ise Avrupa’nın güvenlik kaygıları yer aldı.
İngiliz yetkililerle yapılan müzakerelerde yasa dışı göç, insan kaçakçılığının önlenmesi ve sınır güvenliği konuları detaylı şekilde ele alındı. Terör örgütü DEAŞ’a karşı yürütülen mücadelenin sürdürülmesi ve istihbarat paylaşımı da görüşmelerin ana başlıklarından biri oldu.
Ayrıca bölgesel güvenlik dinamikleri de Londra’daki masanın önemli gündem maddeleri arasındaydı. Özellikle Orta Doğu’da ABD, İsrail ve İran ekseninde tırmanan gerilimin enerji yollarına ve bölgesel istikrara olası etkileri değerlendirilirken, İngiltere ve Suriye’nin güvenlik konseptinde ortak hareket alanı arayışında olduğu gözlemlendi.
Değerler ve Çıkarlar Arasında Bir Denge Arayışı
Gerçekleşen bu diplomatik temaslar, Suriye ve Avrupa arasında bir gecede sağlanacak tam bir normalleşmeden ziyade, adımların dikkatle atıldığı "temkinli bir yakınlaşma" sürecini ifade ediyor. Avrupa ülkeleri bir yandan azınlık hakları ve siyasi geçiş süreci gibi normatif hassasiyetlerini korumaya çalışırken, diğer yandan göç baskısını hafifletmek ve bölgesel güvenlik risklerini minimize etmek için Suriye ile işbirliğini zorunlu görüyor.
Suriye açısından ise uluslararası sisteme yeniden entegre olma ve devasa yeniden inşa faturasını karşılamak için dış kaynak bulma zorunluluğu, bu ziyaretlerin temel motivasyonunu oluşturuyor. Önümüzdeki süreçte, Avrupa’nın güvenlik ve göç endişeleri ile Şam’ın finansal beklentileri arasındaki bu hassas dengenin, ilişkilerin seyrini belirleyecek ana faktör olması bekleniyor.