Bağırsak florasındaki dengesizliğin pek çok kronik hastalığa zemin hazırladığından yola çıkan Türk bilim insanları, standart ürünler yerine bireyin genetik ve biyolojik yapısına özel olarak tasarlanan "adrese teslim" probiyotik üretimine başladı.
Ankara’daki Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Teknoloji Geliştirme Merkezi, modern tıbbın en çok tartışılan alanlarından biri olan mikrobiyota sağlığı konusunda devrim niteliğinde bir uygulamayı hayata geçirdi. Merkez bünyesinde yürütülen çalışmalarda, raf tipi standart ürünlerin aksine, tamamen kişinin bağırsak haritasına göre formüle edilen "kişiye özel biyoteknolojik probiyotikler" geliştiriliyor. Uzmanlar, bu yöntemin sadece sindirim sistemi sorunlarında değil, nörolojik rahatsızlıklardan bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar geniş bir yelpazede destekleyici tedavi sunduğunu belirtiyor.
3 Haftalık Analiz Süreci
Geliştirilen sistem, hastadan alınan numunelerin detaylı bir laboratuvar sürecinden geçirilmesiyle başlıyor. SBÜ Gülhane Temel Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Tıbbi Mikrobiyoloji Biyoteknoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçin Alp Avcı yönetimindeki ekip, öncelikle bireyden alınan gaita örneklerini moleküler düzeyde inceliyor.
Yaklaşık üç hafta süren bu analiz sürecinde "canlı flora" haritası çıkarılıyor. Prof. Dr. Avcı ve ekibi, yalnızca laboratuvar sonuçlarına değil; kişinin klinik şikayetlerine, hekiminin taleplerine ve mevcut hastalık geçmişine bakarak eksik olan yararlı bakterileri tespit ediyor. Hangi mikroorganizmanın, hangi oranda ve hangi kombinasyonla kişiye verilmesi gerektiği bilimsel verilerle belirleniyor.
"Rastgele Probiyotik Kullanımı Zarar Verebilir"
Piyasada bulunan probiyotiklerin bilinçsiz kullanımına dikkat çeken uzmanlar, yanlış bakteri yüklemesinin vücutta beklenmedik tepkilere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Prof. Dr. Avcı, özellikle son dönemde sıkça rastlanan İnce Bağırsakta Aşırı Bakteri Çoğalması (SIBO) gibi tablolarda rastgele ürün kullanımının durumu kötüleştirebileceğini vurguluyor.
Geliştirilen yöntemin temel farkı, vücudun ihtiyaç duymadığı veya halihazırda fazlasıyla barındırdığı bakterileri dışarıda bırakarak, sadece sistemin onarımı için gerekli olan "doğru parçaları" yerine koyması.
Nörolojik Hastalıklarda Umut Işığı
Bilim dünyasında bağırsakların "ikinci beyin" olarak kabul edilmesi, bu çalışmaları daha da kritik hale getiriyor. Serotonin ve melatonin gibi ruh halini ve uyku düzenini yöneten hormonların önemli bir kısmının bağırsaklarda sentezlendiğini hatırlatan Prof. Dr. Avcı, floranın düzenlenmesinin beyin sağlığına doğrudan etki ettiğini belirtiyor.
Merkezde yürütülen çalışmalarda, kişiye özel probiyotiklerin Parkinson, MS (Multipl Skleroz), Alzheimer, demans ve otizm gibi nörolojik rahatsızlıkların yanı sıra; akciğer, karaciğer ve böbrek gibi organlardaki sorunların yönetiminde de destekleyici olarak kullanılabileceği ifade ediliyor.
Kullanım Süresi En Az 6 Ay
Kişiye özel üretilen bu canlı mikroorganizmaların bağırsaklara yerleşip adapte olabilmesi zaman alıyor. SBÜ uzmanları, tedavinin etkili olabilmesi için en az 6 aylık bir kullanım süresi öngörüyor. Yapılan takiplerde, hastaların genellikle ikinci aydan itibaren olumlu etkileri hissetmeye başladığı ve klinik tablolarda iyileşmeler gözlendiği rapor ediliyor.
Yenidoğan bebeklerden 93 yaşındaki hastalara kadar geniş bir yaş aralığında uygulanabilen bu yöntem, antibiyotik kullanımı gibi florayı tahrip eden süreçlerde de koruyucu kalkan görevi görüyor. Ancak uzmanlar, içerisinde yüzde 90 oranında canlı bakteri barındıran bu ürünlerin mutlaka hekim kontrolünde ve doğru antibiyotiklerle eş zamanlı planlanarak kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.