Kremlin’in ekonomi kurmaylarından Maksim Oreşkin, Batı merkezli küreselleşme döneminin kapandığını savundu. Oreşkin, demografik veriler ve ticaret akışındaki değişime dikkat çekerek, G7 ülkelerinin küresel ekonomideki ağırlığının sert bir düşüş yaşayacağını öne sürdü.
Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı ve Vladimir Putin’in BRICS Özel Temsilcisi Maksim Oreşkin, küresel ekonomik dengelerde yaşanan kırılmaya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Moskova’da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Oreşkin, son on yıla damgasını vuran mevcut küreselleşme modelinin artık sona erdiğini belirtti.
Küresel Ekonomide Eksen Kayması
Oreşkin, 1980’li yıllardan bu yana G7 ülkelerinin (ABD, Almanya, İngiltere, Japonya, Fransa, Kanada, İtalya) dünya ekonomisindeki payının istikrarlı bir şekilde gerilediğine dikkat çekti. Bu düşüşün gelecekte hızlanacağını savunan Oreşkin, demografik göstergelerin Batı ekonomileri aleyhine işlediğini vurguladı.
Oreşkin, "Doğum oranlarına ve demografik verilere baktığımızda, G7’nin dünyadaki payının yüzde 10 seviyesine gerileyeceğini görüyoruz. Gelecek on yıllarda bu ekonomilerin kademeli olarak ulaşacağı seviye budur" ifadelerini kullandı.
BRICS’in Yükselişi ve ‘Küresel Güney’ Vurgusu
Batı bloğundaki bu gerilemeye karşın BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika ve yeni üyeler) küresel ekonomideki payının yüzde 40’a ulaştığını belirten Rus yetkili, ticaretin yapısının da kökten değiştiğini ifade etti.
1990’lı yıllarda ticaretin ağırlıklı olarak "Küresel Kuzey" olarak adlandırılan gelişmiş Batı ülkeleri arasında gerçekleştiğini hatırlatan Oreşkin, günümüzde "Küresel Güney" ülkelerinin giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğini kaydetti. Oreşkin, "BRICS ülkeleri artık üçüncü ülkelerin aracılığına ihtiyaç duymadan, doğrudan birbirleriyle ticaret yapmaya başladı. Bunlar küresel sistemde çok ciddi değişikliklerdir" değerlendirmesinde bulundu.
"AB Egemenliğini Kaybetti"
Konuşmasında Avrupa Birliği’nin (AB) stratejik konumuna da değinen Oreşkin, Avrupa’nın kilit konularda karar alma yetisini yitirdiğini ve ABD’nin etki alanına girdiğini savundu. Ülkelerin önünde artık iki seçenek bulunduğunu belirten Oreşkin, bu durumu şu sözlerle özetledi:
"Birçok ülke için artık seçim netleşti: Ya büyük egemenlik merkezlerinden birinin yörüngesine girecekler ya da kendi bağımsız politikalarını oluşturarak dünya haritasındaki rollerini kendileri tanımlayacaklar."
"Batı Kendi Finansal Sistemini Yok Etti"
Oreşkin, Batılı ülkelerin finansal sistemi bir yaptırım ve baskı aracı olarak kullanmasını da eleştirdi. Bu politikanın bumerang etkisi yarattığını savunan Oreşkin, Batı'nın bu "silahı" kullanarak aslında kendi kurduğu finansal sistemi tahrip ettiğini öne sürdü.
Çin ve Hindistan’ın sisteme katılımının küresel mal ve hizmet tedarikine büyük katkı sağladığını hatırlatan Oreşkin, sözlerini "Küreselleşme dünyaya birçok fayda sağladı ancak son 10 yılda tecrübe ettiğimiz o spesifik model artık sona erdi" tespitiyle tamamladı.