1 Mart 2026 Pazar
Haber

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 5. Yıl: Yıpratma Savaşına Dönüşen Çıkmaz ve Artan İnsani Bedel

Savaşın 5. yılına girilirken sahada askeri kazanımlar yerini stratejik sabır testine bıraktı. 2026 başından bu yana Rusya 572 kilometrekarelik yeni alan kontrolü sağlarken, sivil kayıplardaki yüzde 31'lik artış insani krizin derinleştiğini gösteriyor.

Paylaş:
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 5. Yıl: Yıpratma Savaşına Dönüşen Çıkmaz ve Artan İnsani Bedel

Savaşın 5. yılına girilirken sahada askeri kazanımlar yerini stratejik sabır testine bıraktı. 2026 başından bu yana Rusya 572 kilometrekarelik yeni alan kontrolü sağlarken, sivil kayıplardaki yüzde 31'lik artış insani krizin derinleştiğini gösteriyor.

Rusya ile Ukrayna arasında Şubat 2022'de başlayan savaş, 1450 günü geride bırakarak 5. yılına girdi. Başlangıçta hızlı sonuç almayı hedefleyen askeri harekâtlar, bugün tarafların birbirini tükettiği, askeri ilerlemenin metrelerle ölçüldüğü ve diplomatik çözümün giderek zorlaştığı kalıcı bir yıpratma savaşına dönüşmüş durumda. Sahadan gelen son veriler ve diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiler, savaşın sadece bir toprak mücadelesi olmaktan çıkıp küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren uzun vadeli bir jeopolitik kördüğüme evrildiğini ortaya koyuyor.

Sahada Son Durum: Metre Metre İlerleyen Bir Cephe Hattı

Savaş Çalışmaları Enstitüsü (ISW) verilerine göre, 2026 yılının başından bu yana Rus güçleri toplam 572 kilometrekarelik bir alanda daha kontrol sağladı. Rusya'nın Ukrayna topraklarındaki kontrolü halihazırda yaklaşık 116 bin kilometrekareye ulaşmış durumda; bu rakam Ukrayna yüzölçümünün yaklaşık yüzde 19-20'sine tekabül ediyor.

Ancak bu ilerlemenin askeri niteliği, savaşın ilk yıllarından oldukça farklı bir tablo çiziyor. 2024 yılından itibaren Rus kuvvetlerinin taarruzlarında günlük ortalama ilerleme hızı 15 ila 70 metre arasına geriledi. Bu durum, klasik bir cephe savaşından ziyade, maliyet üreten ve karşı tarafın lojistik kapasitesini tüketmeye odaklanan bir stratejinin sahaya hakim olduğunu gösteriyor.

İnsani Bilanço Ağırlaşıyor

Savaşın uzaması, sivil halk üzerindeki yıkıcı etkiyi azaltmak yerine daha da artırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Misyonu'nun son raporuna göre, 2025 yılında Ukrayna'daki çatışmalarla bağlantılı şiddet olaylarında 2 bin 514 sivil hayatını kaybetti, 12 bin 142 sivil ise yaralandı. Bu veriler, 2024 yılına kıyasla sivil kayıplarda yüzde 31’lik bir artış yaşandığını belgeliyor.

Rusya'nın hava saldırılarıyla Ukrayna'nın enerji altyapısını ve sivil yaşam alanlarını hedef alması, savaşın toplumsal boyutunu derinleştiriyor. Askeri kayıplar konusunda ise kesin veriler bulunmamakla birlikte, çeşitli değerlendirmeler Şubat 2022’den bu yana Rus askeri kayıplarının (ölü ve yaralı dahil) 1,2 milyona yaklaşmış olabileceğine işaret ediyor. Bu rakamlar, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bir devletin konvansiyonel savaşta verdiği en yüksek kayıplar arasında gösteriliyor.

Diplomatik Çıkmaz ve "Alaska Zirvesi" Sonrası Yeni Denklem

Diplomatik cephede ise belirsizlik hakim. ABD ile Rusya ilişkilerinin Alaska Zirvesi sonrasında girdiği yeni dönem, müzakere masasının şeklini de değiştirdi. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin barış söylemi, Ukrayna'dan taviz beklentisine dayalı bir müzakere hattını öne çıkarırken, Kiev yönetimi için Batı desteği bir güvenlik şemsiyesinden çok, ülkeyi fiilen bir tampon bölgeye dönüştüren bir vizyona evriliyor.

Avrupa ise kendi içindeki stratejik bütünlüğü sağlamakta zorlanıyor. Macaristan başta olmak üzere bazı üye ülkelerin izlediği ayrışan politikalar, Batı Bloku'nun Rusya karşısında tek ses olmasını engelliyor. Avrupa, diplomatik araçlar ve yaptırımlar dışında sahayı doğrudan etkileyebilecek bir aktör konumuna erişemezken, kıta güvenliği konusundaki endişeler artıyor.

Müzakerelerde Sonuç Yok

Son olarak Abu Dabi'de gerçekleştirilen müzakere turlarında, toprak bütünlüğü, güvenlik garantileri ve savaşın siyasi çerçevesi gibi temel başlıklarda herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. Trump yönetiminin savaşı sonlandırmak için taraflara Haziran ayını işaret eden bir takvim sunduğu belirtilse de, sahadaki gerçeklik ve tarihsel derinliği olan bu krizin kısa vadede çözülmesi ihtimalini zayıflatıyor.

Savaşın 5. yılında ortaya çıkan tablo, ne kesin bir zafer ne de kesin bir yenilgi denkleminin kurulabildiğini gösteriyor. Çatışmaların yoğunluğu azalmazken, savaşın yarattığı istikrarsızlık bölgesel düzeni tehdit etmeye devam ediyor.