16 Nisan 2026 Perşembe
Haber

Riyad Zirvesi'nden Tahran'a Ortak Çağrı: Bölgesel Saldırılara Derhal Son Verin

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da olağanüstü gündemle bir araya gelen bölge ülkelerinin dışişleri bakanları, yayımladıkları ortak sonuç bildirgesiyle İran'ın komşu devletlere yönelik askeri eylemlerini kınayarak saldırıların derhal durdurulmasını talep etti.

Paylaş:
Riyad Zirvesi'nden Tahran'a Ortak Çağrı: Bölgesel Saldırılara Derhal Son Verin

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da olağanüstü gündemle bir araya gelen bölge ülkelerinin dışişleri bakanları, yayımladıkları ortak sonuç bildirgesiyle İran'ın komşu devletlere yönelik askeri eylemlerini kınayarak saldırıların derhal durdurulmasını talep etti.

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, bölgedeki artan güvenlik krizini ele almak üzere olağanüstü bir dışişleri bakanları toplantısına ev sahipliği yaptı. Zirvenin ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, İran'ın bölge ülkelerini hedef alan saldırıları şiddetle kınandı ve Tahran yönetimine, krizlerin çözümü adına diplomasiye dönülmesi için bu eylemlerine derhal son vermesi çağrısı yapıldı.

Zirveye Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Suriye dışişleri bakanları iştirak etti. Yayımlanan ortak bildiride, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin yanı sıra Ürdün, Azerbaycan ve Türkiye'ye yönelik gerçekleştirdiği saldırılar detaylı bir biçimde değerlendirildi.

Bakanların imza attığı açıklamada, sivil yerleşim alanlarını, petrol tesislerini, su arıtma istasyonlarını, havalimanlarını ve diplomatik temsilcilikleri hedef alan balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağı vurgulandı. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca hedef alınan ülkelerin meşru müdafaa hakkına sahip olduğu hatırlatıldı.

Bölgesel güvenliğin yeniden tesisi için İran'ın uluslararası hukuka, insan haklarına ve iyi komşuluk ilkelerine saygı göstermesi gerektiğinin altı çizildi. Tahran yönetiminden, bölge ülkelerinin iç işlerine karışmaması, askeri kapasitesini bir tehdit unsuru olarak kullanmaması ve emelleri doğrultusunda diğer ülkelerdeki milis yapıları silahlandırmayı bırakması istendi. Ayrıca Hürmüz Boğazı ve Babu'l Mendeb'deki küresel deniz ticaretini tehlikeye atan provokatif eylemlerden kaçınılması gerektiği ifade edildi.

Toplantıda Lübnan'ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne de güçlü bir vurgu yapıldı. Silahlı gücün yalnızca devletin tekelinde toplanması yönündeki kararların desteklendiği bildiride, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları ve yayılmacı politikaları eleştirilerek ortak bir tutum geliştirmek için istişarelerin sürdürüleceği belirtildi.

Söz konusu zirve, bölgede eşi görülmemiş bir tırmanışın yaşandığı günlerde gerçekleştirildi. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a yönelik kapsamlı bir askeri harekat başlatmış; İran ise buna İsrail'in yanı sıra ABD askeri üslerinin yer aldığı Katar, BAE ve Bahreyn gibi bölge ülkelerindeki hedeflere saldırarak karşılık vermişti. İran tarafı, ABD ve İsrail saldırılarında aralarında üst düzey isimlerin de bulunduğu binlerce kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını açıklamıştı. Zirve, bu sıcak çatışma ortamının bölgesel bir savaşa dönüşmesini engellemeyi amaçlayan en önemli diplomatik adımlardan biri olarak kayda geçti.