ABD arabuluculuğunda Paris’te gerçekleşen kritik görüşmelerden, Suriye ile İsrail arasında çatışmayı önleyecek yeni bir mekanizma kararı çıktı. Washington’ın inisiyatifi, Netanyahu hükümetini Suriye’deki istikrarsızlaştırma politikasından vazgeçmeye zorlarken, Şam’ın devletleşme sürecine nefes aldıracak.
BUGÜNKÜ HABERLER / DIŞ HABERLER SERVİSİ
Suriye’de 2024 sonunda gerçekleşen devrimin ardından bölgede taşlar yeniden oynuyor. ABD yönetiminin yoğun diplomatik baskısı ve arabuluculuğu neticesinde, Şam yönetimi ile İsrail temsilcileri Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya geldi. İki gün süren kritik görüşmelerin ardından, bölgedeki gerilimi düşürecek ve Suriye’nin yeniden inşasını kolaylaştıracak yeni bir "güvenlik mekanizması" üzerinde uzlaşı sağlandığı bildirildi.
Washington'dan "İstikrar" Baskısı
Donald Trump liderliğindeki ABD yönetiminin, Orta Doğu’da yeni bir çatışma istememesi üzerine devreye girdiği belirtiliyor. Özellikle ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yürüttüğü mekik diplomasisi, tarafları Paris’te aynı masada buluşturdu.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Beyaz Saray, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine, Suriye’deki yeni yönetimi zayıflatmaya yönelik agresif stratejisini sonlandırması yönünde telkinde bulundu. Paris’teki görüşmelerde, iki başkent arasında yanlış anlamaları önleyecek, güvenlik risklerini azaltacak ve doğrudan iletişim kanallarını açık tutacak bir yapının kurulması kararlaştırıldı.
İsrail'in "Zayıf Komşu" Stratejisi Değişiyor mu?
8 Aralık 2024’te Suriye’de gerçekleşen rejim değişikliği sonrası Ahmed Şara liderliğindeki geçiş hükümeti, ülkeyi toparlamaya çalışırken İsrail’in sert müdahaleleriyle karşılaşıyordu. Tel Aviv yönetimi, sınırında güçlü bir devlet yapısı oluşmasını engellemek amacıyla, Suriye içerisindeki ayrılıkçı unsurları ve eski rejim kalıntılarını kışkırtarak "kontrollü kaos" stratejisi izliyordu.
Ancak Paris’te varılan mutabakat, bu stratejide köklü bir değişikliğe işaret ediyor. ABD’nin garantörlüğünde ilerleyen süreç, İsrail’in Suriye’deki devlet dışı aktörlere verdiği desteği çekmesini ve Şam yönetiminin egemenliğini tehdit eden hava saldırılarını sınırlamasını öngörüyor. Bu durum, Şara hükümetinin devlet otoritesini ülkenin tamamına yayması önündeki en büyük dış engellerden birinin kalkması anlamına geliyor.
SDG/YPG’de "Anlaşma" Paniği
Paris’ten gelen uzlaşı haberleri, Suriye’nin kuzeydoğusundaki terör örgütü YPG/PKK güdümündeki SDG’de ise büyük rahatsızlık yarattı. Uzun süredir Batı’dan meşruiyet devşirmeye çalışan ve Şam ile entegrasyon sürecini, yani 10 Mart mutabakatını sürekli erteleyen örgüt, İsrail ile Şam arasındaki olası bir normalleşmeyi varoluşsal bir tehdit olarak görüyor.
ABD’nin inisiyatifiyle Şam ve Tel Aviv arasında kurulacak bir güvenlik şemsiyesinin, SDG’nin sahadaki manevra alanını daraltacağı aşikar. Örgütün son günlerde Halep merkezli provokatif eylemlerini artırması ve Suriye ordusuyla çatışmalara girmesi, bu diplomatik süreci sabote etme girişimi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, SDG’nin kaos yaratarak ABD içerisindeki destekçilerini ve İsrail’i, Şam karşıtı pozisyonda tutmaya çalıştığını belirtiyor.
Temkinli İyimserlik
Şam yönetimi, Paris görüşmelerini uluslararası meşruiyetini pekiştiren bir adım olarak görüyor. Ancak bölgeyi yakından takip eden analistler, İsrail’in geçmişteki anlaşmaları ihlal etme sicilinin kabarık olduğuna dikkat çekerek sürece "temkinli iyimserlikle" yaklaşılması gerektiğini vurguluyor.
Nihai tabloda, ABD’nin ağırlığını koymasıyla şekillenen bu yeni denge arayışı, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması ve bölgesel istikrar adına kritik bir dönemece girildiğini gösteriyor.