Bölgede tırmanan eşi benzeri görülmemiş askeri gerilim üzerine yoğun bir diplomatik trafik başlatan Mısır, art arda yaşanan misilleme saldırılarının ardından Orta Doğu'nun geri dönülemez bir kaosa sürüklenebileceği uyarısında bulundu. Kahire yönetimi, krizin aşılması için uluslararası toplumu acil siyasi diyaloğa çağırdı.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, bölgede hızla yayılan askeri tırmanışın ardından uluslararası mevkidaşlarıyla yürüttüğü telefon diplomasisinde kritik mesajlar verdi. Orta Doğu'daki çatışma alanının genişlemesinden duyduğu derin endişeyi dile getiren Abdulati, artan saldırıların derhal son bulmaması halinde bölgenin "kapsamlı bir kaosa" sürükleneceğinin altını çizdi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından yansıyan resmi açıklamalara göre, Abdulati; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, İtalya, Belçika ve Lüksemburg dışişleri bakanlarıyla bir dizi acil görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerin ana gündem maddesini, son haftalarda doruk noktasına ulaşan zincirleme askeri çatışmalar ve bu durumun küresel güvenliğe yansımaları oluşturdu.
"Arap Ülkelerinin Güvenliği Bölünmez Bütündür"
Görüşmelerde, askeri eylem sahasının genişlemesinin tüm bölgenin istikrarı için yıkıcı tehditler barındırdığına dikkat çeken Mısırlı Bakan, gerilimin düşürülmesi için hem bölgesel aktörlerin hem de uluslararası toplumun çabalarını artırması gerektiğini vurguladı.
Arap devletlerinin egemenliğine yönelik her türlü ihlali kesin bir dille reddettiklerini belirten Abdulati, muhataplarına şu ifadelerle seslendi: "Arap ülkelerinin güvenliği bölünmez bir bütündür. Arap ülkelerine yönelik saldırıların hiçbir gerekçesi olamaz. Bu saldırıların derhal durdurulması ve bölgenin kapsamlı bir kaosa sürüklenmesinin önüne geçilmelidir".
Bölgeyi Ateş Çemberine Çeviren Süreç
Kahire'nin bu sert uyarısı, İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı geniş çaplı askeri operasyonlar ve ardından gelen karşılıklı misillemelerin gölgesinde geldi. ABD-İsrail ortak saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney dahil olmak üzere birçok üst düzey İranlı yetkili hayatını kaybetmişti. İranlı makamların açıkladığı verilere göre, bu şiddetli saldırılarda toplam 1332 kişi yaşamını yitirdi.
Tahran yönetimi ise bu kayıpların ardından sadece İsrail topraklarını değil; ABD'nin Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi Körfez ülkelerinde bulunan askeri üslerini de hedef alan ağır misilleme saldırılarıyla karşılık verdi. Çatışmaların Körfez'e ve diğer Arap ülkelerine sıçraması, Kahire'nin "bölgesel savaş ve egemenlik ihlali" endişelerini en üst seviyeye taşıyan ana etken oldu. Mısır, mevcut krizin ancak silahların susması ve kapsamlı bir siyasi müzakere sürecinin başlatılmasıyla aşılabileceğini savunuyor.