Amerikan basınında yer alan habere göre, ABD'li yetkililer arasında İran'ın nükleer programına yönelik olası bir askeri saldırının etkinliği konusunda görüş ayrılığı yaşanıyor. Bazı yetkililer güç kullanımının Tahran'ı geri adım attırabileceğini savunurken, diğerleri bunun programı kalıcı olarak sonlandırmayacağından endişe ediyor.
New York Times (NYT) gazetesinin ABD yönetimine yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, Washington'da İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerine karşı izlenecek strateji konusunda derin bir fikir ayrılığı bulunuyor.
Gazetenin haberinde, ABD yönetimindeki bazı üst düzey yetkililerin, hedef odaklı bir askeri saldırının İran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlayabilecek bir "baskı unsuru" olabileceğini değerlendirdiği belirtildi. Bu görüşü savunan kanat, Tahran yönetiminin nükleer altyapısına verilecek fiziksel zararın ve artan askeri baskının, diplomatik müzakerelerde ABD'nin elini güçlendirebileceğine inanıyor.
Ancak habere göre, Washington'daki tüm yetkililer bu iyimserliği paylaşmıyor. Yönetim içindeki diğer bir grup, askeri bir müdahalenin İran'ın nükleer emellerini sonlandırmak yerine, süreci yalnızca yavaşlatabileceğini veya daha da kötüsü, Tahran'ı programı daha gizli ve korunaklı bir şekilde yürütmeye teşvik edebileceğini savunuyor.
Şüpheci yaklaşan yetkililer, askeri bir operasyonun İran'ın teknik bilgisini (know-how) yok edemeyeceğine dikkat çekiyor. Bu görüşe göre, santraller veya santrifüjler vurulsa bile, İranlı bilim insanlarının sahip olduğu bilgi birikimi sayesinde programın kısa sürede yeniden inşa edilebileceği ve saldırının İran iç kamuoyunda nükleer silaha sahip olma arzusunu milliyetçi bir tepkiyle güçlendirebileceği endişesi taşınıyor.
ABD istihbarat topluluğu ve savunma bürokrasisi içinde süregelen bu tartışma, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini artırdığı bir dönemde Beyaz Saray'ın karar alma süreçlerinin karmaşıklığını da gözler önüne seriyor. NYT'nin aktardığı bilgilere göre, askeri seçeneğin masada tutulmasına rağmen, bunun "garantili bir çözüm" olup olmadığı konusundaki belirsizlik, Washington'ın stratejik planlamasında önemli bir yer tutuyor.