ABD Başkanı Donald Trump’ın Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’a yönelik ısrarlı söylemleri, Kuzey Atlantik İttifakı'nda derin bir güven bunalımına yol açıyor. Savunma analistleri, Washington ile Kopenhag arasındaki bu gerilimin NATO'nun varoluş sebebini ortadan kaldırabilecek bir krize dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Brüksel – ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ikinci döneminin birinci yılı geride kalırken, Transatlantik ilişkiler tarihinin en hassas sınavlarından birini veriyor. Ticaret savaşları ve Ukrayna yardımları konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde kalan ilişkiler, şimdi de Kuzey Kutbu'ndan gelen soğuk rüzgarlarla sarsılıyor. Trump yönetiminin, Danimarka’ya bağlı Grönland adasını satın alma veya bölge üzerinde hak iddia etme yönündeki söylemlerini sıklaştırması, Brüksel’deki NATO karargahında "varoluşsal bir tehdit" olarak değerlendiriliyor.
İttifak İçinde Eşi Görülmemiş Senaryo
NATO’nun kuruluş felsefesi olan "birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için" ilkesi, ilk kez ittifakın en güçlü üyesinin, başka bir üyeye yönelik potansiyel agresif tutumu nedeniyle sorgulanıyor. Savunma uzmanları, NATO tarihinde Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerilimler gibi iç sorunların yaşandığını, ancak bir üye ülkenin (ABD) diğer bir üyenin (Danimarka) toprak bütünlüğünü doğrudan hedef alan bir söylem geliştirmesinin "tamamen yeni ve tehlikeli" bir durum olduğu görüşünde birleşiyor.
Atlantic Council gibi önde gelen düşünce kuruluşlarından analistlere göre, Grönland'ın savunması Avrupa Birliği'nden ziyade NATO'nun sorumluluk alanına giriyor. Ancak ittifakın başat gücü olan ABD'nin, korumakla yükümlü olduğu bir müttefik toprağı üzerinde hak iddia etmesi, NATO'nun 5. Maddesi'nin işlerliğini tartışmaya açıyor.
Rutte'den Temkinli "Arktik" Mesajı
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, krizin derinleşmesini önlemek adına diplomatik bir dil kullanmaya özen gösteriyor. Dün yaptığı açıklamada müttefiklerin Arktik bölgesinin güvenliği için atılacak adımları görüştüğünü belirten Rutte, "ABD'nin bir müttefik toprağına müdahalesi" senaryosu hakkındaki soruları yanıtsız bıraktı. Genel Sekreter'in bu sessizliği, Brüksel'de konunun ne kadar hassas olduğunun bir kanıtı olarak yorumlanıyor.
"NATO'nun Sonu Olur" Uyarısı
Danimarka hükümeti ise konuya ilişkin tavrını net bir şekilde koruyor. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve hükümet yetkilileri, Grönland'ın satılık olmadığını defalarca vurgularken, bölgeye yönelik herhangi bir fiili müdahalenin ittifakın sonunu getireceği mesajını veriyor.
Uzmanlar, bu senaryonun gerçekleşmesi halinde sadece NATO'nun dağılmayacağını, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan "kurallara dayalı uluslararası düzenin" de çökeceğini belirtiyor. ABD'nin kendi müttefikinin toprağına göz diktiği bir dünyada, Çin veya Rusya gibi aktörlerin benzer adımlar atmasının önünde hiçbir ahlaki veya hukuki engel kalmayacağı ifade ediliyor.
Güven Erozyonu Derinleşiyor
Sıcak bir çatışma ihtimali düşük görülse de, Washington'dan yükselen bu sesler müttefikler arasındaki güven dokusunu şimdiden zedelemiş durumda. Askeri tatbikatlarda omuz omuza veren Amerikan ve Danimarka askerlerinin, siyasi liderlerin yarattığı bu gerilimden nasıl etkileneceği merak konusu.
Avrupalı diplomatlar, Trump'ın Grönland takıntısının geçici bir heves olmasını umut ederken, perde arkasında ABD'nin ilgisini başka yönlere çekecek "geçici çözümler" üzerinde çalışıyor. Ancak şu bir gerçek ki; Grönland tartışması, NATO'nun sadece dış tehditlere karşı değil, iç dinamiklerini yönetme konusunda da ne kadar kırılgan olabileceğini gözler önüne seriyor.