15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Myanmar İçin Hesap Günü: Lahey'de Soykırım Yargılamasının Esas Duruşması Başladı

Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) görülen tarihi davada Gambiya, Myanmar ordusunun Arakanlı Müslümanlara yönelik eylemlerinin "sistematik bir yok etme planı" olduğunu savunarak, mahkemeden soykırım hükmü talep etti.

Paylaş:
Myanmar İçin Hesap Günü: Lahey'de Soykırım Yargılamasının Esas Duruşması Başladı

Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) görülen tarihi davada Gambiya, Myanmar ordusunun Arakanlı Müslümanlara yönelik eylemlerinin "sistematik bir yok etme planı" olduğunu savunarak, mahkemeden soykırım hükmü talep etti.

Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD), Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) yönelik soykırım suçlamalarıyla ilgili Myanmar'a karşı açılan davanın esastan görüşülmesine bugün başlandı. 29 Ocak'a kadar sürmesi planlanan duruşmalarda, mahkeme heyeti ilk kez soykırım iddiasının esasına ilişkin tarafların nihai argümanlarını ve delillerini dinleyecek.

"Rakamlar Değil, İnsan Hayatı"

Duruşmanın ilk gününde söz alan Gambiya Adalet Bakanı Dawda Jallow, mahkeme heyetine hitaben yaptığı açılış konuşmasında, davanın teknik hukuk tartışmalarından ibaret olmadığını vurguladı. Jallow, Myanmar ordusunun eylemlerinin uluslararası hukukun soyut kavramlarının ötesinde, doğrudan bir halkın varlığını hedef aldığını belirtti.

Jallow konuşmasında, "Bugün burada tartıştığımız konu sadece uluslararası hukukun ezoterik meseleleri değildir. Bu dava gerçek insanlarla, gerçek acılarla ve yok edilmek istenen bir toplulukla ilgilidir. Myanmar, Arakanlıları bilinçli ve planlı bir şekilde hedef almıştır. Mahkeme salonunda zikredilenler salt istatistikler değil, yaşayan ve nefes alan insanların çektiği tarifsiz acılardır" ifadelerini kullandı.

Sistematik Vahşet ve Soykırım Niyeti

Gambiya heyetini temsil eden hukukçular, Myanmar ordusunun 2017 yılında gerçekleştirdiği ve "temizleme operasyonları" olarak adlandırdığı saldırıların, askeri bir gereklilikten ziyade soykırım kastı (intent) taşıdığını savundu.

Mahkemeye sunulan argümanlarda, saldırıların "aşırı vahşeti", "organize yıkım taktikleri" ve özellikle kadınlara yönelik cinsel şiddetin ulaştığı boyutların, bu eylemlerin tesadüfi olmadığını kanıtladığı öne sürüldü. Avukatlar ayrıca, Myanmar yetkililerinin operasyonlar öncesinde ve sırasında kullandığı ırkçı ve dışlayıcı dilin, devletin en üst kademelerindeki "yok etme niyetini" açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi.

Gambiya tarafı, Birleşmiş Milletler (BM) Soruşturma Mekanizması'nın 2019 tarihli raporuna atıfta bulunarak, operasyonlarda savaşan unsurlar ile siviller arasında hiçbir ayrım gözetilmediğine dikkat çekti. Raporda yer alan, bebeklerden yaşlılara kadar herkesin hedef alındığına dair tespitler, soykırım suçlamasının en güçlü dayanaklarından biri olarak mahkemeye sunuldu.

Myanmar'ın Savunması: "Terörle Mücadele"

Myanmar tarafı ise suçlamaları reddetmeyi sürdürüyor. Myanmar temsilcileri, askeri operasyonların Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu (ARSA) tarafından düzenlenen saldırılara karşı meşru bir "terörle mücadele" hamlesi olduğunu iddia ediyor. Savunma makamı, yaşananların bir iç çatışma ve güvenlik sorunu olduğunu, soykırım tanımına girmediğini savunuyor.

Uluslararası Destek ve Davanın Önemi

Kasım 2019'da Gambiya tarafından İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) desteğiyle açılan bu dava, uluslararası hukuk açısından kritik bir emsal teşkil ediyor. Dava, soykırıma doğrudan maruz kalmayan bir devletin, soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasının tüm insanlığa karşı bir sorumluluk (erga omnes) olduğu ilkesiyle açtığı nadir davalardan biri olma özelliğini taşıyor.

Sürece Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere ve Maldivler gibi 11 ülke de müdahil olarak destek veriyor. Mahkeme daha önce 2020 yılında aldığı ara kararla, Myanmar'ın Arakanlı Müslümanları korumak için gerekli tüm tedbirleri almasına ve delilleri karartmamasına hükmetmişti.

Önümüzdeki üç hafta boyunca devam edecek oturumlarda, uzman görüşleri ve mağdur tanıklıklarının da kapalı oturumlarda dinlenmesi bekleniyor. Mahkemenin vereceği nihai karar, uluslararası toplumun soykırım suçuna yaklaşımı açısından belirleyici olacak.