Osmanlı mimarisinin dehası Mimar Sinan’ın memleketi Kayseri’de, taş ve ahşap işçiliğini yaşatan ustalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" olarak tescillendi. Talas’ta kurulan özel merkezde eğitim veren zanaatkarlar, asırlık teknikleri genç kuşaklara aktarıyor.
Kayseri’nin Talas ilçesinde, tarihi dokunun korunması ve geleneksel mimari sanatların sürdürülmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, ulusal düzeyde bir takdirle taçlandırıldı. Talas Belediyesi ve Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) işbirliğiyle hayata geçirilen Talas Restorasyon Eğitim Merkezi (TAREM), bünyesindeki ustaların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları" kartına layık görülmesiyle gündeme geldi.
Tarihi Yetimhaneden Eğitim Yuvasına
Yaklaşık iki yıl önce Zincidere Mahallesi'ndeki tarihi Sion Yetimhanesi yerleşkesinde faaliyete geçen TAREM, bölgenin mimari kimliğini oluşturan taş ve ahşap işçiliğinin merkezi haline gelmiş durumda. Merkezde görev yapan ustalar, hem restorasyon projelerinde aktif rol alıyor hem de bu sanatlara ilgi duyan vatandaşlara ücretsiz eğitim vererek usta-çırak ilişkisini canlandırıyor.
Dededen Toruna Taş İşçiliği
Bakanlık tarafından miras taşıyıcısı olarak tescillenmenin gururunu yaşayan isimlerden biri, 54 yaşındaki taş ustası Ali İnal. Mesleğe ortaokul yıllarının ardından bir ustanın yanında çırak olarak başlayan İnal, Türkiye’nin dört bir yanındaki han, hamam ve köprü restorasyonlarında edindiği 40 yıllık tecrübeyi şimdi kursiyerlere aktarıyor.
Dedelerinin de taş ustası olduğunu belirten İnal, bu mesleğe olan bağlılığının temelinde Mimar Sinan’a duyduğu derin saygının yattığını ifade etti. İnal, TAREM bünyesindeki amaçlarının sadece taş yontmayı öğretmek olmadığını, aynı zamanda taşçılık ve ahşap oymacılığı gibi kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri yaşatmak olduğunu vurguladı. Yetiştirdikleri çırakların da kendi çıraklarını yetiştirmeye başlamasının, bu kültürel zincirin kopmadan devam edeceğinin en büyük göstergesi olduğunu belirtti.
"Temiz Meslek" Tutkusu
Merkezin 67 yaşındaki ahşap ustası Şenel Doğan ise çocukluk yıllarında "temiz bir meslek" olarak gördüğü ahşap oymacılığına yöneldiğini kaydetti. Zamanla ahşabı şekillendirmenin ve ortaya bir eser çıkarmanın kendisi için bir tutkuya dönüştüğünü belirten Doğan, meslek hayatında dönem dönem ara verse de ahşaptan asla kopamadığını dile getirdi.
Bakanlığın verdiği kimlik kartının kendileri için bir onur kaynağı olduğunu söyleyen Doğan, bu unvanın yaptıkları işin ehemmiyetini bir kez daha hatırlattığını ifade etti. Doğan, en büyük gayelerinin geleceğe kalıcı eserler ve yetenekli ustalar bırakmak olduğunun altını çizdi.
Akademik ve Yerel İşbirliği
TAREM Koordinatörü Metin Oktay Karadağ, ustaların yıllar süren emeklerinin devlet nezdinde tescillenmesinin önemine değinirken, projenin akademik ayağını yürüten KAYÜ Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Emine Türkaslan da bölgenin potansiyeline dikkat çekti.
Mimar Sinan’ın doğduğu toprakların geleneksel taş ve ahşap işçiliğinin en nadide örneklerine ev sahipliği yaptığını hatırlatan Türkaslan, bu mirasın akademik koordinasyon ve usta ellerin birleşimiyle sürdürülebilir kılındığını belirtti. Türkaslan, Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanının, geleneğin korunması ve yeni çırakların sektöre kazandırılması noktasında büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı.