28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

"Masum Bir Eğlence" Tuzağı: Bağımlılıkla Mücadelede İlk Temas ve Erken Müdahale Uyarısı

Uzmanlar, başlangıçta basit birer alışkanlık veya eğlence aracı olarak görülen sanal bahis ve madde kullanımının, özellikle gençler arasında hızla kronik bir beyin hastalığına dönüşebildiği konusunda uyarıyor.

Paylaş:
"Masum Bir Eğlence" Tuzağı: Bağımlılıkla Mücadelede İlk Temas ve Erken Müdahale Uyarısı

Uzmanlar, başlangıçta basit birer alışkanlık veya eğlence aracı olarak görülen sanal bahis ve madde kullanımının, özellikle gençler arasında hızla kronik bir beyin hastalığına dönüşebildiği konusunda uyarıyor.

Günlük hayatta genellikle "stres atma" veya "sosyalleşme" adı altında başlayan madde kullanımı ve dijital kumar alışkanlıkları, fark edilmeden bireyin kontrolünü ele geçiren ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, bağımlılığın sadece irade zayıflığı değil, beynin kimyasını değiştiren tıbbi bir tablo olduğunu vurgulayarak, tedavi sürecinde erken başvurunun hayati önem taşıdığını belirtiyor.

Genç Beyinler Neden Daha Büyük Risk Altında?

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Gökhan Umut, bağımlılığın temel göstergelerini; planlanandan daha fazla madde kullanımı, bırakma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanması ve maddeyi temin etmek için aşırı zaman harcanması olarak sıraladı.

Sürecin genellikle "eğlence amaçlı" başladığını ancak tolerans geliştikçe kullanım miktarının arttığını belirten Dr. Umut, özellikle gençlerin fizyolojik gelişim süreçleri nedeniyle yetişkinlere kıyasla daha savunmasız olduğunu ifade etti.

Gençlerin risk altında olmasının nörolojik nedenlerine değinen Dr. Umut, şunları kaydetti: "Özellikle öz denetimi sağlayan, akıl yürütme ve yargılama gibi işlevlerden sorumlu olan ön beyin bölgesi (prefrontal korteks) gençlerde gelişimini henüz tamamlamamıştır. Buna karşın, duygusal tepkileri yöneten limbik sistem daha erken gelişir. Bu dengesizlik nedeniyle gençler, zararlı maddelere maruz kaldıklarında 'hayır' deme şansları azalmakta ve dürtüsel davranışlarla bağımlılık döngüsüne daha kolay girebilmektedir."

Dr. Umut ayrıca, aile içinde madde veya alkol kullanımının normal kabul edilmesinin gençleri bu alışkanlıklara iten en önemli faktörlerden biri olduğunu vurguladı. Sosyal medyadaki içerik üreticilerinin madde kullanımını olumlayan paylaşımlarının da risk algısını düşürdüğüne dikkat çekildi.

Dijital Kumarın Yükselişi: Her 10 Kişiden Biri Temas Halinde

Bağımlılığın sadece maddelerle sınırlı kalmadığını, dijitalleşen dünyada sanal bahisin de büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Merih Altıntaş ise Türkiye'deki tabloya dair çarpıcı veriler paylaştı.

Yeşilay tarafından hazırlanan raporlara atıfta bulunan Doç. Dr. Altıntaş, Türkiye'de her 10 kişiden birinin kumarla bir şekilde temas ettiğini belirtti. Bu temasın, bağımlılığa evrilme ihtimalinin yüksek olduğu bir başlangıç noktası olduğuna işaret eden Altıntaş, kumar oynama yaşının 15-25 yaş aralığına kadar düştüğünü vurguladı.

Pandemi süreciyle birlikte kumarın fiziksel bayilerden dijital platformlara kaydığını ifade eden Altıntaş, şu uyarılarda bulundu: "Başvuruların büyük çoğunluğu artık online kumar oynayan kişilerden geliyor. Akıllı telefonlar sayesinde erişimin kolaylaşması, bağımlılık potansiyelini artırıyor. Özellikle canlı bahislerdeki hızlı oyun yapısı ve 'hızlı kazanma' arzusu, beynin ödül mekanizmasını daha agresif şekilde uyarıyor. Masum bir oyun veya eğlence gibi başlayan bu süreç, hızla ciddi maddi ve manevi kayıplara yol açan bir hastalığa dönüşebiliyor."

Tedavi Mümkün: "İrade Zayıflığı Değil, Beyin Hastalığı"

Uzmanlar, bağımlılığın ahlaki bir çöküş veya sadece bir irade meselesi olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Dr. Gökhan Umut, tekrarlayan kullanımın beyinde kalıcı kimyasal değişikliklere yol açtığını ve bu aşamadan sonra durumun "kronik bir beyin hastalığı" olarak tanımlandığını belirtti.

Tedavi sürecinde ilaç tedavilerinin yanı sıra psikoterapinin ve rehabilitasyonun şart olduğunu belirten uzmanlar, iyileşmenin en kritik adımının kişinin yaşam biçimini değiştirmesi olduğunu vurguluyor. Madde kullanılan ortamdan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmanın zorlu ancak zorunlu bir süreç olduğu ifade ediliyor.

Türkiye'de bağımlılıkla mücadele için AMATEM (Erişkin Arındırma Merkezleri) ve ÇEMATEM (Çocuk ve Ergen Arındırma Merkezleri) gibi sağlık kuruluşlarının yanı sıra, Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) gibi sivil destek mekanizmaları da ücretsiz hizmet veriyor. Uzmanların ortak çağrısı ise net: Bağımlılık tablosu ağırlaşmadan, "henüz yolun başındayken" profesyonel destek almak, bireyi ve aileyi gelecekteki büyük yıkımlardan koruyor.