28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Mars’ta Tarımın Şifrelerini Türk Bilim İnsanı Çözüyor: Uzayda Bitki Yetiştirmek Artık Hayal Değil

Ege Üniversitesi’nden Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday, Japonya ve Türkiye’deki laboratuvarlarında yürüttüğü öncü çalışmalarla, uzayda sürdürülebilir yaşamın en kritik halkası olan "bitki yetiştirme" konusunda çığır açıcı veriler elde ediyor.

Paylaş:
Mars’ta Tarımın Şifrelerini Türk Bilim İnsanı Çözüyor: Uzayda Bitki Yetiştirmek Artık Hayal Değil

Ege Üniversitesi’nden Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday, Japonya ve Türkiye’deki laboratuvarlarında yürüttüğü öncü çalışmalarla, uzayda sürdürülebilir yaşamın en kritik halkası olan "bitki yetiştirme" konusunda çığır açıcı veriler elde ediyor.

BUGÜNKÜ HABERLER — İnsanlığın Dünya ötesindeki varoluş hayalleri, uzayda kendi kendine yetebilen biyolojik sistemlerin kurulmasına bağlı. Bu hayati hedefe ulaşmak için çalışan Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday, yürüttüğü "uzay tarımı" araştırmalarıyla bilim dünyasının dikkatini çekiyor. Uzay ortamının zorlu koşullarına dayanıklı bitki türleri geliştirmeyi amaçlayan Uzilday, çalışmalarında Ay ve Mars toprağını simüle eden özel regolitler kullanıyor.

Uzayda Tarımın Zorlu Denklemi

Uzay görevlerinin süresi uzadıkça, astronotların besin ihtiyacının Dünya’dan taşınması hem maliyetli hem de lojistik açıdan sürdürülemez hale geliyor. Bu soruna çözüm arayan Doç. Dr. Uzilday, mikro yerçekimi altında bitkilerin nasıl davrandığını ve genetik yapılarının bu stres faktörlerine nasıl tepki verdiğini inceliyor.

Uzilday’ın araştırmalarındaki temel odak noktası, Dünya’daki tuzlu ve kurak arazilerde yaşayabilen "ekstrem" bitkilerin, uzay koşullarına adaptasyon yeteneğini ölçmek. Laboratuvar ortamında simüle edilen Ay ve Mars topraklarında yürütülen deneyler, gelecekteki kolonilerde tarımın nasıl yapılabileceğine dair kritik ipuçları sunuyor.

İlk Türk Astronotun Deneylerinde Kritik Rol

Uzilday’ın çalışmaları sadece laboratuvarla sınırlı kalmadı. Türkiye’nin uzay vizyonu çerçevesinde tarihi bir adım atan ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) bilimsel misyonunda da aktif rol üstlendi.

Eşi Doç. Dr. Barış Uzilday ile birlikte geliştirdikleri proje kapsamında, Türkiye’nin Tuz Gölü çevresinde yetişen ve yüksek tuzluluğa dayanıklı endemik bir tür olan Schrenkiella Parvula bitkisi uzay ortamına gönderildi. "Ekstrem Halofit olan Schrenkiella Parvula'nın Tuz Stresine Verdiği Yanıtların Uzay Ortamında Araştırılması" başlıklı bu deneyde, bitkinin yerçekimsiz ortamda tuza karşı gösterdiği direnç mekanizmaları analiz edildi.

Çin Uydusu ile Uzay Yolculuğu

Bilimsel sınırları zorlamaya devam eden Türk akademisyen, uluslararası iş birlikleriyle çalışmalarını yörüngeye taşıdı. Türkiye Uzay Ajansı (TUA) koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, biyoloji dünyasının model organizması olarak bilinen Arabidopsis bitkisi tohumları, Çin Ulusal Uzay İdaresi'ne ait "Shijian-19" uydusuyla uzaya gönderildi.

Bu görevde, bitki tohumlarının uzaydaki radyasyon ve mikro yerçekimi koşullarına maruz kaldıktan sonra geçirdikleri genetik değişimler (mutasyonlar) inceleniyor. Uzilday’a göre bu süreç, "uzay ıslahı" olarak adlandırılan yöntemle, dünyadaki tarımsal verimliliği artırabilecek süper dayanıklı bitkilerin geliştirilmesine de kapı aralıyor.

Japonya’dan İzmir’e Uzanan Bilim Köprüsü

Doç. Dr. Uzilday’ın uzay biyolojisi alanındaki yetkinliği, uluslararası akademik geçmişine dayanıyor. Lisans eğitimini Ege Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra Japonya’daki Kumamoto Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Uzilday, 2021 yılında ise Tohoku Üniversitesi’ndeki mikro yerçekimi laboratuvarında araştırmacı olarak görev aldı.

Japonya’da edindiği tecrübeleri Türkiye’ye taşıyan bilim insanı, uzay araştırmalarının sadece gökyüzüyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Uzayda dayanıklılık kazanan tohumların, küresel iklim kriziyle mücadele eden Dünya’da, kuraklığa ve tuzluluğa dirençli tarım ürünlerinin geliştirilmesinde kullanılabileceğini belirtiyor. Uzilday, bu yönüyle uzay araştırmalarının aslında Dünya'daki gıda güvenliği için de bir sigorta niteliği taşıdığını savunuyor.