Muammer Kaddafi dönemini sona erdiren 17 Şubat Devrimi’nin yıl dönümünde konuşan Libyalı siyasi analistler, ülkenin içinde bulunduğu derin siyasi krizden ve kurumsal bölünmüşlükten kurtulmanın yegâne yolunun sandık başına gitmek olduğunu vurguluyor.
Libya’da Muammer Kaddafi’nin 42 yıllık iktidarına son veren 17 Şubat Devrimi’nin üzerinden tam 15 yıl geçti. Ülke genelinde devrimin yıl dönümü çeşitli etkinliklerle anılırken, siyasi analistler ve uzmanlar mevcut durumu mercek altına aldı. Yapılan değerlendirmelerin ortak noktası, yıllardır süregelen siyasi istikrarsızlığın faturasının halka ağır bir şekilde yansıdığı ve mevcut statükonun sürdürülemez olduğu yönünde.
Uzmanlara göre, devrimin ardından geçen on buçuk yıllık süreçte demokratik geçişin tam anlamıyla sağlanamaması, ülkeyi rakip yönetimler arasında sıkışıp kalan bir yapıya dönüştürdü. Siyasi gözlemciler, Libya’nın şu an içinde bulunduğu "tünelden çıkışın" askeri yöntemler veya geçici mutabakatlarla değil, ancak meşruiyeti tartışmasız genel seçimlerle mümkün olabileceğini belirtiyor.
Siyasi Bölünmüşlüğün Ağır Bedeli
Başkent Trablus ve ülkenin doğusu başta olmak üzere farklı güç odakları arasında paylaşılan iktidar mücadelesi, kamu hizmetlerinin aksamasına ve ekonomik kaynakların verimsiz kullanılmasına neden oluyor. Devrimin yıl dönümünde görüş bildiren analistler, siyasi elitlerin uzlaşmaz tavırlarının faturasını Libya vatandaşlarının ödediğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen diyalog süreçlerinin bugüne kadar kalıcı bir çözüm üretemediğini, bunun temel nedeninin ise mevcut siyasi aktörlerin koltuklarını kaybetme korkusuyla seçim sürecini sürekli ertelemeleri olduğunu ifade ediyor. "Geçiş dönemlerinin" bir türlü sona ermemesi, devlet kurumlarının meşruiyetini zayıflatırken, yolsuzluk ve güvensizlik ortamını besleyen ana faktör olarak öne çıkıyor.
Tek Çözüm: Sandık
Libyalı akademisyenler ve siyaset bilimciler, uluslararası toplumun ve yerel aktörlerin önceliğinin, anayasal bir temel üzerinde uzlaşılarak seçimlerin bir an önce yapılması olması gerektiğinin altını çiziyor.
Yapılan değerlendirmelerde, seçimlerin sadece bir oylama işlemi olmadığı, aynı zamanda ülkedeki güç merkezlerini birleştirecek ve tek bir meşru otorite yaratacak hayati bir adım olduğu vurgulanıyor. Aksi takdirde, mevcut bölünmüşlüğün kalıcı hale gelmesi ve ülkenin fiilen parçalanma riskinin devam edeceği uyarısı yapılıyor.
17 Şubat Devrimi'nin idealleri olan özgürlük, adalet ve demokratik yönetimin ancak halkın iradesinin sandığa yansımasıyla gerçekleşebileceğini belirten uzmanlar, 2026 yılının Libya için bir dönüm noktası olması gerektiği görüşünde birleşiyor.