15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Kutupların Kimyasal Hafızası Türk Laboratuvarlarında Çözülüyor: Fok ve Penguen Dışkıları Kirliliğin İzini Taşıyor

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) araştırmacıları, Antarktika seferlerinden getirdikleri biyolojik numunelerle küresel kirliliğin en uç noktalara ulaşma haritasını çıkarıyor. Horseshoe Adası’ndan toplanan fok, penguen ve balina dışkıları, geliştirilen özel analitik yöntemlerle incelenerek bölgedeki çevre kirliliğine dair kritik veriler sunuyor.

Paylaş:
Kutupların Kimyasal Hafızası Türk Laboratuvarlarında Çözülüyor: Fok ve Penguen Dışkıları Kirliliğin İzini Taşıyor

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) araştırmacıları, Antarktika seferlerinden getirdikleri biyolojik numunelerle küresel kirliliğin en uç noktalara ulaşma haritasını çıkarıyor. Horseshoe Adası’ndan toplanan fok, penguen ve balina dışkıları, geliştirilen özel analitik yöntemlerle incelenerek bölgedeki çevre kirliliğine dair kritik veriler sunuyor.

İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Bakırdere Araştırma Grubu, küresel çevre kirliliğinin boyutlarını gözler önüne sermek amacıyla kutup bölgelerinde kapsamlı bir bilimsel çalışma yürütüyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen seferlere katılan Türk bilim insanları, dünyanın "kara kutusu" olarak nitelendirilen Antarktika'dan topladıkları numunelerle kirlilik izlerini sürüyor.

Horseshoe Adası’ndan Laboratuvara Uzanan Yolculuk

Türk Bilimsel Araştırma Kampı’nın konuşlandığı Horseshoe Adası ve çevresinde yürütülen saha çalışmalarında, ekosistemin doğal parçası olan canlılardan örnekler toplandı. Araştırma ekibi, bölgedeki fok, penguen ve balinalara ait dışkı örnekleri ile su numunelerini özel koşullarda muhafaza altına aldı.

Toplanan biyolojik örnekler, yapıları bozulmadan Türkiye’ye getirilerek YTÜ laboratuvarlarında eksi 80 derecede koruma altına alındı. Bilim insanları, geliştirdikleri yüksek hassasiyetli analitik yöntemleri kullanarak bu numuneler üzerinden bölgedeki kimyasal kirliliği ve tehlikeli maddelerin çevreye yayılımını (kontaminasyon) tespit etmeyi hedefliyor.

"Kutuplar Dünyanın Geçmişine Açılan Penceredir"

Çalışmanın bilimsel önemine dair değerlendirmelerde bulunan YTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezgin Bakırdere, kutup bölgelerinin gezegenin geçmişini barındıran eşsiz bir arşiv niteliği taşıdığını vurguladı.

Kutupları "dünyanın kara kutusu" olarak tanımlayan Prof. Dr. Bakırdere, "Dünyanın geçmişine bakmak, 1 milyon yıl önce atmosferin bileşenlerini ve yaşananları anlamak istiyorsanız yolunuz muhakkak kutuplardan geçmek zorunda. Ortalama 2 kilometre kalınlığında buzla kaplı bu küre, gezegenin sırlarını çözmek isteyen bilim dünyası için bir odak noktasıdır" ifadelerini kullandı.

Uluslararası Bilim Arenasında Türk İmzası

Araştırma grubunun geliştirdiği yöntemler ve elde ettiği bulgular, uluslararası bilim camiasında da yankı uyandırdı. Grubun çalışmaları saygın bilimsel dergilerde yayımlanırken, Nature dergisi de yürütülen kutup araştırmalarına ilgi gösterdi. Ayrıca sefer sırasında çekilen görsellerin İngiliz The Guardian gazetesinde manşet olması, Türk bilim misyonunun görünürlüğünü artırdı.

Prof. Dr. Bakırdere, Türkiye'nin bilimsel yetkinliğinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi: "Eskiden ülke olarak özenir, taklit ederdik. Artık taklit eden değil taklit edilen, özenilen akademisyenler bu ülkede varlığını sürdürüyor. Dünyanın geleceğini görmek istiyorsanız uzaya, geçmişini görmek istiyorsanız kutuplara gitmeniz gerekir. Biz de Türk bilim insanları olarak o bölgedeki varlığımızı sürdürüyoruz."

Kirliliğe Karşı "Önleyici" Tedbir Hedefi

Araştırma ekibinin saha çalışmalarında aktif rol alan YTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Buse Tuğba Zaman, 9. Ulusal Antarktika Bilim Seferi sırasında bizzat numune topladı. Toplanan örneklerin analiziyle sadece durum tespiti yapılmadığını, aynı zamanda geleceğe yönelik stratejiler geliştirildiğini belirten Zaman, temel amaçlarının bölgedeki kirliliği saptayarak önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınmasına öncülük etmek olduğunu kaydetti.

79 kişilik geniş bir araştırma ekibinin parçası olan grup, yüksek maliyetli cihazların yapabileceği analizleri, kendi geliştirdikleri özgün ve basit analitik yöntemlerle gerçekleştirerek literatüre katkı sunmaya devam ediyor.