Dünya petrol ticaretinin en kritik güzergahlarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın hukuki çerçevesi, silahlı çatışma ve savaş senaryolarında uluslararası suların kullanımı ve serbest geçiş haklarına yönelik tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Küresel petrol tedarikinin yaklaşık beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı, jeopolitik gerilimlerin tırmandığı dönemlerde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda uluslararası deniz hukukunun en karmaşık tartışma alanlarından biri haline gelmektedir. Boğazın bir yakasında İran, diğer yakasında ise Umman yer alırken, bu stratejik su yolunun olası bir savaş veya silahlı çatışma durumunda gemi trafiğine kapatılıp kapatılamayacağı, uluslararası hukukun temel metinleri üzerinden şekillenmektedir.
Uluslararası boğazlardaki geçiş rejimleri, genel çerçevesiyle 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) ile düzenlenmiştir. Bu sözleşmeye göre, açık denizler veya münhasır ekonomik bölgeler arasında seyreden gemiler için uluslararası boğazlarda "transit geçiş hakkı" esastır. Transit geçiş rejimi, denizaltılar ve savaş gemileri dahil olmak üzere tüm gemilere ve hava araçlarına, boğazdan sürekli ve hızlı bir şekilde geçme özgürlüğü tanır. Kıyı devletlerinin bu hakkı engelleme veya askıya alma yetkisi bulunmamaktadır.
Ancak Hürmüz Boğazı özelindeki temel hukuki açmaz, İran'ın BMDHS'ye imza atmış olmasına rağmen sözleşmeyi iç hukukunda onaylamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Tahran yönetimi, transit geçiş hakkının yalnızca sözleşmeye taraf devletler için geçerli bir sözleşme kuralı olduğunu savunmakta; sözleşmeye taraf olmayan ülkelere (örneğin Amerika Birleşik Devletleri) karşı yalnızca, kıyı devletine daha fazla müdahale hakkı tanıyan "zararsız geçiş" rejiminin uygulanabileceğini ileri sürmektedir. Buna karşılık, ABD ve uluslararası toplumun büyük bir kısmı, transit geçiş hakkının artık bir "uluslararası teamül hukuku" kuralı haline geldiğini ve tüm devletler için bağlayıcı olduğunu vurgulamaktadır.
Silahlı çatışma veya savaş durumunda ise durum daha karmaşık bir hal almaktadır. Uluslararası hukuka göre, bir silahlı çatışma sırasında dahi tarafsız devletlerin ticaret gemilerinin uluslararası boğazlardan geçiş hakkı güvence altındadır. 1994 tarihli Denizde Silahlı Çatışmalara Uygulanacak Uluslararası Hukuka İlişkin San Remo El Kitabı gibi rehber metinler, savaşan tarafların dahi tarafsız deniz trafiğini tamamen ve keyfi olarak engelleyemeyeceğini belirtmektedir. Savaşan bir kıyı devleti, boğazdan geçiş yapan düşman gemilerine müdahale etme hakkına sahip olsa da, uluslararası boğazı tüm dünya ticaretine kapatacak şekilde mayınlama veya abluka altına alma yetkisine sahip değildir.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı'nın hukuki statüsü, barış zamanında olduğu kadar olası kriz anlarında da küresel güvenliğin temel sütunlarından biridir. Uluslararası toplumun genel kabulüne göre, kıyı devletlerinin güvenlik endişeleri, dünya ticaretinin can damarı konumundaki uluslararası bir boğazda "serbest geçiş" ilkesini ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamamaktadır. Hukuki tartışmaların ötesinde bu ilkenin korunması, küresel enerji tedarik zincirinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır.