Orta Doğu'da tırmanan çatışmaların ardından dünya deniz ticaretinde öncelikler yeniden şekilleniyor. Uzmanlar, küresel lojistik sektörünün artık sadece düşük maliyet arayışından çıkarak rota güvenliği ve tedarik sürekliliğine odaklandığını belirtiyor.
Orta Doğu'da ABD, İsrail ve İran hattında süregelen ve bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar, küresel lojistik sektöründe köklü bir zihniyet değişimini beraberinde getirdi. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin'in değerlendirmelerine göre, uzun yıllardır sektöre yön veren "maliyet ve verimlilik" odaklı yaklaşım, yerini hızla "güvenlik, erişilebilirlik ve süreklilik" arayışına bırakmış durumda.
Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi geçişlerinin sınırlandırılması ve Babülmendeb Boğazı çevresindeki risklerin devam etmesi, uluslararası deniz ticaretinde alarm zillerinin çalmasına yol açtı. Küresel enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan ve günlük 20 milyon varil petrolün taşındığı Hürmüz Boğazı'ndaki aksamaların, alternatif boru hatlarıyla telafi edilemeyecek düzeyde olduğu ifade ediliyor.
Ticaret Yavaşlıyor ve Parçalanıyor
Bölgedeki kritik geçiş noktalarının devre dışı kalma riskini değerlendiren uzmanlar, mesafelerin uzamasından çok lojistik ekosisteminin parçalanmasına dikkat çekiyor. Gemilerin Ümit Burnu gibi daha uzun rotalara yönelmesi veya Körfez'e girmekten imtina etmesi, küresel deniz ticaretinin tamamen durmasına değil ancak ciddi ölçüde yavaşlamasına ve daha pahalı hale gelmesine sebep oluyor. Kara ve demiryolu koridorlarının da kısa vadede deniz yoluyla taşınan bu devasa hacmi karşılamada yetersiz kaldığı vurgulanıyor.
Savaş Riski Primlerinde Sert Artış
Sıcak çatışmaların lojistik piyasalarındaki en net yansıması ise sigorta primleri üzerinde görüldü. Savaş riski algısının değişmesiyle birlikte birçok sigortacı, yıllık poliçelerden vazgeçerek sefer bazlı ve yüksek maliyetli fiyatlamalara geçiş yaptı. Sektör yetkilileri, bu maliyet artışının ve navlun fiyatlarındaki yukarı yönlü seyrin, krizin süresine ve coğrafi yayılımına bağlı olarak artmaya devam edebileceğinin altını çiziyor.
Alternatif Limanlar Öne Çıkıyor
Armatörlerin yüksek risk taşıyan bölgeleri rotalarından çıkarması, aktarma merkezlerinin haritasını da değiştiriyor. Körfez ülkelerindeki büyük aktarma limanlarının aksama ihtimaline karşı şirketler, Hindistan limanlarını ara istasyon olarak kullanmaya başlarken, Avrupa bağlantıları için Akdeniz havzasındaki merkezler stratejik bir rol üstleniyor.
Tedarik zincirindeki aktörler için temel sorunun artık "En düşük navlun bedeli nedir?" olmaktan çıkıp "Yükümüz varış noktasına güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşabilecek mi?" sorusuna dönüştüğü belirtiliyor. Krizin uzaması halinde, şu an alınan geçici yönlendirme önlemlerinin kalıcı altyapı yatırımlarına dönüşebileceği ve küresel lojistik ağının daha çok merkezli, güvenlik odaklı bir yapıya evrileceği öngörülüyor.