15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

Küresel Su Kıtlığı Büyüyor: Dünyada 4 Milyar İnsan Risk Altında

İklim değişikliği, artan nüfus ve değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle dünya genelinde 4 milyar insan yılın en az bir ayında su sıkıntısı yaşıyor. Uzmanlar, su talebinin 2050 yılına kadar yüzde 30 oranında artacağı uyarısında bulunuyor.

Paylaş:
Küresel Su Kıtlığı Büyüyor: Dünyada 4 Milyar İnsan Risk Altında

İklim değişikliği, artan nüfus ve değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle dünya genelinde 4 milyar insan yılın en az bir ayında su sıkıntısı yaşıyor. Uzmanlar, su talebinin 2050 yılına kadar yüzde 30 oranında artacağı uyarısında bulunuyor.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde (NKÜ) düzenlenen "Su Farkındalık" panelinde, küresel su krizinin ulaştığı boyutlar kapsamlı bir şekilde ele alındı. NKÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asude Hanedar, dünya çapında yaklaşık 4 milyar insanın yılın belirli dönemlerinde su kıtlığı ile mücadele ettiğini belirterek, mevcut durumun ciddiyetine dikkat çekti.

1980'lerden bu yana hızla artan dünya nüfusu, su kaynakları üzerindeki baskıyı da eşi görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Uzmanlara göre, yalnızca nüfus artışı değil; insanların daha kaliteli beslenme isteği, endüstriyel üretimdeki kapasite artışları ve teknolojik gelişmeler su talebini hızla yükseltiyor. Değişen yaşam tarzlarının suya olan bağımlılığı artırdığına dikkat çekilirken, bu ivmenin devam etmesi halinde 2050 yılına gelindiğinde küresel su talebinin yüzde 30 daha fazla olacağı öngörülüyor.

İklim değişikliği ise bu tabloyu daha karmaşık bir hale getiriyor. Araştırmalara göre, küresel ortalama sıcaklıklardaki her 1 derecelik artış, atmosferin yaklaşık yüzde 7 oranında daha fazla nem taşımasına yol açıyor. Bu durum küresel su döngüsünü hızlandırsa da doğal dengeyi ciddi şekilde bozuyor. Bozulan denge, yağış rejiminin düzensizleşmesine, yağış alan ıslak bölgelerin daha fazla sel riskiyle karşılaşmasına, kurak bölgelerin ise daha da çoraklaşmasına neden oluyor. Kış aylarındaki kar örtüsünün erken erimesi de özellikle yaz aylarında tatlı su kaynaklarının kritik düzeyde azalmasına yol açıyor.

Panelde, kuraklık ve su kıtlığı kavramları arasındaki ayrıma da vurgu yapıldı. Kuraklığın doğada aşamalı olarak gelişen doğal bir süreç olduğu; yağış eksikliğiyle başlayıp toprak neminin azalmasıyla tarımsal kuraklığa, nihayetinde ise su kaynaklarının tamamen tükenmesini ifade eden hidrolojik kuraklığa evrildiği belirtildi. Ancak uzmanlar, günümüzde bu zincirleme etkinin çok daha hızlı yaşandığını, ani kuraklıkların ve uzun süreli "mega kuraklık" olaylarının büyük bir risk haline geldiğini ifade ediyor.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, iklim değişikliği ve kuraklık tehdidi karşısında dünyanın en hassas bölgelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Giderek artan bu kriz karşısında, kuraklığın doğal bir süreç olmasına rağmen "su kıtlığının" temelde bir yönetim ve planlama sorunu olduğu, bu nedenle doğru su politikalarının hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.

NKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen farkındalık etkinliğine rektör yardımcıları, fakülte dekanları, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı.