15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

Küresel Piyasalarda Yeni Şok: Orta Doğu'daki Kriz Merkez Bankalarının Planlarını Altüst Etti

Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik çatışmalar ve enerji sevkiyatındaki kritik kesintiler, petrol fiyatlarını hızla yukarı çekerken küresel enflasyon endişelerini yeniden alevlendirdi. Enerji maliyetlerindeki artış, başta ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) olmak üzere majör merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini rafa kaldırmasına ve yeniden "şahin" bir tutum benimsemesine yol açıyor.

Paylaş:
Küresel Piyasalarda Yeni Şok: Orta Doğu'daki Kriz Merkez Bankalarının Planlarını Altüst Etti

Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik çatışmalar ve enerji sevkiyatındaki kritik kesintiler, petrol fiyatlarını hızla yukarı çekerken küresel enflasyon endişelerini yeniden alevlendirdi. Enerji maliyetlerindeki artış, başta ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) olmak üzere majör merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini rafa kaldırmasına ve yeniden "şahin" bir tutum benimsemesine yol açıyor.

Orta Doğu'da ABD, İsrail ve İran ekseninde yoğunlaşan gerilimlerin diplomatik bir çözüme kavuşma ihtimalinin giderek zayıflaması, küresel piyasalarda risk algısını en yüksek seviyelere taşıdı. İran'ın küresel enerji ticareti için kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutacağına yönelik açıklamaları ve Katar'ın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini durdurma kararı alması, enerji piyasalarında ani bir "arz şoku" yarattı.

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme hamlesine rağmen enerji fiyatlarındaki önlenemeyen yükseliş, gelişmiş ekonomilerdeki enflasyonla mücadele sürecine ağır bir darbe vurdu. Bu durum, yıla "faiz indirimi ve gevşeme" temasıyla başlayan büyük merkez bankalarının para politikalarında rotayı yeniden sıkılaşmaya çevirmesine neden oldu.

Enerji Şoku Enflasyon Beklentilerini Zıplattı

Enerji maliyetlerindeki sıçrama, küresel ölçekte yeni bir maliyet enflasyonu dalgası yaratma riski taşıyor. Yapılan makroekonomik analizler, petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan her 10 dolarlık kalıcı artışın, yükselen nakliye ve sigorta maliyetlerinin de etkisiyle, ortalama yıllık küresel enflasyona 0,5 ila 0,7 puan arasında ek yük getirdiğini gösteriyor. Sadece ABD ekonomisi özelinde değerlendirildiğinde, petroldeki 10 dolarlık artışın enflasyona doğrudan 0,2 puanlık yukarı yönlü etki yaptığı hesaplanıyor.

Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Yönetmen Yardımcısı Makbule Deniz, konuya ilişkin değerlendirmesinde, jeopolitik risklerin tetiklediği yeni enerji dalgasının merkez bankalarını yeniden temkinli ve sıkı para politikası ekseninde birleştirdiğine dikkat çekti. Deniz, enerji arzında yaşanan bu kesintilerin, merkez bankalarının hareket alanını ciddi şekilde daralttığını vurguladı.

Fed ve ECB'de Faiz Beklentileri Tersine Döndü

Yılın başlarında piyasalar, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine temmuz ayında başlamasını ve yıl içinde en az iki kez gevşeme adımı atmasını bekliyordu. Ancak ABD'de benzin fiyatlarının şubat ayındaki 2,90 dolar seviyesinden 3,63 dolara yükselmesiyle birlikte, swap piyasalarındaki Fed faiz indirimi beklentileri eylül ayına kadar ötelendi.

Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan Avrupa'da ise tablo daha da sert bir değişime sahne oluyor. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) 2026 yılı enflasyon projeksiyonlarını Brent petrolün 62,50 dolar, doğal gazın ise 29,6 avro seviyesinde olacağı varsayımına dayandırması, güncel fiyatlamaların çok gerisinde kaldı. Fiyat tavanı ve sübvansiyon tartışmalarının Avrupa'da yeniden alevlenmesiyle birlikte piyasalar, ECB'nin faiz indirmesini beklemek bir yana, temmuz ayına kadar iki olası faiz artırımını fiyatlamaya başladı.

İngiltere ve Japonya da Şahinleşiyor

Benzer bir "şahinleşme" eğilimi İngiltere ve Japonya tarafında da belirginleşti. İngiltere Merkez Bankasından (BoE) beklenen faiz indirimi ihtimalleri masadan kalkarken, bankanın yıl sonuna doğru 10 baz puanlık bir faiz artırımına gidebileceği öngörülüyor.

Japonya cephesinde ise zayıf seyreden yen ve yükselen ithal enerji maliyetleri, Japonya Merkez Bankasını (BoJ) daha sıkı bir politika izlemeye zorluyor. BoJ'un nisan ayında 25 baz puanlık bir faiz artışına gitme ihtimali, piyasalarda yüzde 62 seviyesinde fiyatlanarak bankanın ultra gevşek para politikasından uzaklaşma hızını artıracağına işaret ediyor. Uzmanlar, yalnızca faiz artırımlarının arz yönlü şokları çözmekte yetersiz kalabileceği, eş güdümlü mali tedbirlerin devreye alınmaması halinde küresel büyümenin ciddi yara alabileceği konusunda uyarıyor.