15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

Küresel Piyasalarda Orta Doğu Depremi: 14 Trilyon Dolarlık Kayıp

ABD, İsrail ve İran hattında son bir aydır tırmanan jeopolitik gerilimler, küresel borsalarda ağır bir tahribata yol açtı. Dünya genelinde hisse senedi piyasalarının toplam değeri yalnızca bir ay içinde 14 trilyon dolar eridi.

Paylaş:
Küresel Piyasalarda Orta Doğu Depremi: 14 Trilyon Dolarlık Kayıp

ABD, İsrail ve İran hattında son bir aydır tırmanan jeopolitik gerilimler, küresel borsalarda ağır bir tahribata yol açtı. Dünya genelinde hisse senedi piyasalarının toplam değeri yalnızca bir ay içinde 14 trilyon dolar eridi.

Orta Doğu'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve ardından gelen misillemelerle bölgesel bir krize dönüşen çatışmalar, küresel ekonomide derin sarsıntılar yaratmaya devam ediyor. 28 Şubat'ta başlayan sıcak çatışma ortamının üzerinden bir ay geçerken, finansal piyasalardaki kayıpların boyutu tarihi seviyelere ulaştı. Küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri, 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara geriledi. Yaşanan yaklaşık 14 trilyon dolarlık bu kayıp; Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nı (GSYH) geride bıraktı.

En Ağır Darbe Asya Borsalarında

Bölgesel gerilimin küresel risk iştahını kapatmasıyla Amerika, Avrupa ve Asya'daki temel endekslerin tamamı negatif bir seyir izledi. Bu süreçte en büyük düşüş yüzde 16,8 değer kaybıyla Güney Kore'nin Kospi endeksinde yaşandı. Küresel çapta artan risk algısı ve yatırımcıların hızlı kar realizasyonu, Asya piyasalarında sert satışlara zemin hazırladı. Kospi'yi yüzde 12'lik kayıpla Japonya'nın Nikkei 225 endeksi izledi. Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi ise yüzde 7,4 geriledi.

Avrupa borsalarında da tablodan kaçış sürüyor. Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 10,7, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 9,4, İspanya'da IBEX 35 yüzde 7,6 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 7,2 oranında değer kaybetti. ABD tarafında ise Wall Street endeksleri ağır yara aldı; S&P 500 yüzde 7,7, Nasdaq yüzde 8,2 ve Dow Jones yüzde 7,6 düşüş kaydetti. Piyasalardaki paniğin temel göstergelerinden biri olan ve "korku endeksi" olarak bilinen VIX Endeksi, bu dönemde yaklaşık yüzde 46 artışla 31,3 seviyesine fırladı.

Merkez Bankalarından Beklentiler Şahinleşti

Jeopolitik krizin enerji koridorları üzerindeki baskısı, petrol fiyatlarında yukarı yönlü bir ivme yaratarak küresel enflasyon endişelerini yeniden alevlendirdi. Bu durum, merkez bankalarının para politikası beklentilerinde köklü bir değişime neden oldu. Başta ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) olmak üzere politika yapıcıların faiz indirim döngüsüne gireceğine dair "güvercin" beklentiler, yerini faizlerin uzun süre yüksek kalacağına işaret eden "şahin" senaryolara bıraktı.

Enflasyonda yapışkanlık emarelerinin görülmesi ve enerji fiyatlarının yarattığı ek maliyet baskısı, küresel tahvil piyasalarında da satış dalgası başlattı. ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870'e çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Avrupa'da Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile Haziran 2011'den, Fransa'nınki yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan ve İngiltere'nin tahvil faizi yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den beri en yüksek zirvelerini test etti.

Powell'dan "Bekle ve Gör" Vurgusu

Piyasalar bir yandan savaşın seyrine dair haber akışını takip ederken diğer yandan merkez bankası yetkililerinden gelen mesajlara odaklanıyor. ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell, Harvard Üniversitesi'nde yaptığı son değerlendirmede, Orta Doğu'daki gelişmelerin benzin fiyatları üzerinde doğrudan etkileri olacağını belirtti.

Para politikasının arz şoklarına karşı kısa vadede kayda değer bir etkisinin olmadığını hatırlatan Powell, enerji şoklarının genellikle hızlı gelişip kaybolma eğiliminde olduğunu vurguladı. Powell, mevcut durumda Fed'in politikalarının "gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda" olduğunu ifade etti. Ancak art arda gelebilecek arz şoklarının enflasyon beklentilerini kalıcı olarak bozabileceği uyarısında da bulundu. Küresel piyasaların önümüzdeki ay da ağırlıklı olarak bölgedeki tansiyonu ve makroekonomik yansımalarını fiyatlamaya devam etmesi bekleniyor.