ABD ve İran arasında devam eden diplomatik görüşmelerin bir anlaşmayla sonuçlanabileceği beklentisi, küresel piyasalarda risk iştahını artırırken, ABD'de hızlanan üretici enflasyonu savaşın makroekonomik faturasını gözler önüne sermeye devam ediyor.
ABD ve İran arasındaki çatışma ortamında diplomatik çözüm arayışlarının ivme kazanması, küresel piyasaların odağında yer almayı sürdürüyor. İki ülke arasında uzlaşı sağlanabileceğine yönelik artan inanç, piyasalardaki risk algısını iyileştirerek borsalarda ciddi bir toparlanmayı beraberinde getirdi.
Sürece dair en güçlü iyimserlik sinyali, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarıyla şekillendi. Trump'ın, taraflar arasında iki gün içinde Pakistan'da yeni bir müzakere gerçekleştirilebileceğini belirtmesi ve savaşa ilişkin "Sanırım bitmeye çok yakın" ifadelerini kullanması küresel piyasalardaki gerilimi belirgin ölçüde hafifletti. Bu diplomatik gelişmelerin etkisiyle, savaşın ilk bir ayında yaklaşık 14 trilyon dolar değer kaybeden küresel borsalar, kayıplarının büyük bir bölümünü telafi etmeyi başardı. Yatırımcı iştahının artmasıyla New York borsası rekor seviyelere yakın kapanışlar gerçekleştirirken, Asya ve Avrupa endekslerinde de genel bir pozitif seyir hakim oldu.
Hürmüz Boğazı'nda Trafik Canlanıyor, Petrol Fiyatları Geriliyor
Siyasi arenadaki olumlu havanın yanı sıra, enerji tedariki için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler de piyasaları rahatlatan bir diğer unsur oldu. ABD ablukasının ilk 24 saatinde boğazdan dört geminin geçiş yapması ve son bir hafta içinde doğu rotasına ilerleyen yaklaşık 30 petrol tankerinin geçişini tamamlaması, arz krizine yönelik endişeleri yatıştırdı.
Bu tablo, petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskının da azalmasını sağladı. Brent petrolün varil fiyatı, önceki gün kaydettiği yüzde 2,5'lik değer kaybının ardından düşüş eğilimini sürdürerek 92,3 dolar seviyelerine kadar geriledi.
Savaşın Faturası: Üretici Enflasyonunda Hızlanma
Piyasalarda barış rüzgarları esse de, savaşın ekonomik bilançosu makroekonomik verilere yansımayı sürdürüyor. ABD'de açıklanan son üretici fiyat endeksi (ÜFE) verileri, yıllık bazda hızlanarak Şubat 2023'ten bu yana en yüksek artış oranına ulaştı. Bu enflasyonist ivmelenmede en büyük payın, doğrudan enerji maliyetlerindeki artıştan kaynaklandığı görüldü.
Enflasyonist baskıların direnç göstermesi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası patikasına yönelik beklentileri de derinden etkiliyor. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, yüksek petrol fiyatlarının enflasyonun yüzde 2 hedefine ulaşmasını engellemesi halinde, olası faiz indirimlerinin 2026 sonrasına ertelenebileceği uyarısında bulundu. Goolsbee, faiz indirimlerinin ancak Orta Doğu'daki fiyat şoklarının çözülmesi ve enflasyonun yeniden sürdürülebilir bir düşüş eğilimine girmesiyle masadaki seçenekler arasına girebileceğini vurguladı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise mevcut belirsizlik ortamında "bekleyip görme" politikasının benimsenmesi gerektiğine inandığını ifade etti.
Öte yandan, savaşın küresel ekonomi üzerindeki kalıcı tahribatına dikkat çeken Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu'da yaşanan çatışmaların neden olduğu aksaklıkları gerekçe göstererek bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminini yüzde 3,3'ten yüzde 3,1'e düşürdü. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde da yükselen enerji maliyetlerinin Avro Bölgesi'ni temel senaryosundan uzaklaştırdığını, ancak bu durumun henüz faiz artışını gerektirecek bir boyutta olmadığını kaydetti.