2025'te rekor kıran sıcaklıklar ve derinleşen çevresel krizlerin ardından dünya, 2026'yı bir "rehabilitasyon yılı" olarak görüyor. Antalya'daki COP-31 zirvesi ve İstanbul'daki Sıfır Atık Forumu ile Türkiye, bu küresel dönüşümün merkezinde yer alacak.
BUGÜNKÜ HABERLER / ANKARA — Geride bıraktığımız 2025 yılı, iklim krizinin artık uzak bir gelecek senaryosu değil, günlük yaşamı doğrudan tehdit eden somut bir gerçeklik olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme göre 1,55 dereceye ulaşarak kritik eşiği aştığı 2025'in ardından, 2026 yılı ekosistemi bütüncül bir yaklaşımla onarmaya başlayacağımız bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar ve politika yapıcılar, 2026'yı yalnızca diplomatik görüşmelerin yapıldığı bir yıl olarak değil, somut iyileştirme adımlarının atıldığı bir "küresel rehabilitasyon" yılı olarak tanımlıyor. Bu yeni dönemin en kritik duraklarından biri ise Türkiye olacak.
Diplomasinin Kalbi %%ENTITY:d9ce9bdc-8fea-488a-8d37-dd253a9e9225:Antalya%%'da Atacak
Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP-30 zirvesinde alınan kararların ardından, iklim diplomasisinin yeni adresi Türkiye oluyor. 2026 yılında Antalya'da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP-31), gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında hayati bir köprü görevi görecek.
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı bu dev zirve, "konsensus" yerine bölgesel işbirliklerinin ve koalisyonların öne çıktığı yeni bir diplomasi dönemine işaret ediyor. Türkiye, İklim Kanunu'nu yasalaştırarak ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefini yasal güvenceye alarak bu zirveye güçlü bir ulusal hazırlıkla gidiyor.
Su ve Gıda Güvenliğinde Alarm Zilleri
2025 yılı verileri, su stresinin artık sadece bir kaynak sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir toprak ve gıda güvenliği krizi olduğunu ortaya koydu. Küresel tatlı suyun yüzde 70'inden fazlasının tarımda kullanılması ve arazi tahribatının hızlanması, 2026'da "daha az kaynakla daha verimli üretim" stratejilerini zorunlu kılıyor.
Özellikle toprak yapısının bozulmasıyla azalan su tutma kapasitesi, tarımsal üretimi tehdit ederken; temiz enerji teknolojileri için gereken kritik minerallerin madenciliği de su kaynakları üzerinde yeni bir baskı unsuru oluşturuyor. 2026 yılı, bu kısır döngüyü kırmak için enerji, tarım ve su yönetiminin tek bir potada eritildiği entegre politikaların yılı olacak.
Plastik Kirliliği ile Mücadelede "%%ENTITY:3263ff1f-5b53-41a6-936a-65d77e613de0:İstanbul%% Modeli"
Küresel plastik anlaşması müzakerelerinde son üç yıldır yaşanan tıkanıklığa rağmen, Türkiye inisiyatif alarak çözüm arayışlarını sürdürüyor. Geçtiğimiz yıllarda diplomatik zeminde istenilen ortak kararların çıkamaması üzerine, bölgesel ve ulusal liderlikler daha fazla önem kazandı.
Bu kapsamda, Haziran 2026'da İstanbul'da düzenlenecek Küresel Sıfır Atık Forumu, stratejik bir hamle olarak dikkat çekiyor. "Sıfır Atık Hareketi: İnsan, Mekân, Dönüşüm" temasıyla toplanacak forum, atığı bir sorun değil ekonomik bir kaynak olarak gören döngüsel ekonomi modelini dünyaya sunacak. Türkiye'nin 2035 yılına kadar geri kazanım oranını yüzde 60'a çıkarma hedefi ve mikroplastik denetimlerine yönelik yeni düzenlemeleri, bu vizyonun sahadaki somut karşılığı olarak değerlendiriliyor.
Temiz Enerji Yatırımlarında Rekor Beklentisi
Enerji dönüşümünde 2026, yatırımların ölçek atladığı bir yıl olmaya aday. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) projeksiyonlarına göre, bu yıl temiz enerji yatırımlarının küresel ölçekte 4,8 trilyon dolara yaklaşması bekleniyor.
Türkiye de Güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0) ile 2035 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 643 milyon ton karbondioksit eşdeğeri azaltmayı taahhüt ederek bu dönüşümdeki kararlılığını ortaya koydu. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesindeki artış ve AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına (CBAM) uyum çalışmaları, sanayide düşük karbonlu üretime geçişi hızlandırıyor.
2026 yılı; su, iklim, atık ve enerji sorunlarının birbirinden bağımsız ele alınamayacağı, doğayla bozulan ilişkinin onarılması için son virajın dönüldüğü tarihi bir yıl olarak kayıtlara geçmeye hazırlanıyor.