15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Kuraklık Çağında 'Mavi Altın' Alarmı: Çatıdaki Su Geleceği Kurtarabilir mi?

Türkiye genelinde son yağışlarla baraj doluluk oranları artsa da uzmanlar uyarıyor: Bu geçici bir rahatlama. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, iklim krizinin kalıcı etkilerine karşı "yağmur suyu hasadı" modelinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Paylaş:
Kuraklık Çağında 'Mavi Altın' Alarmı: Çatıdaki Su Geleceği Kurtarabilir mi?

Türkiye genelinde son yağışlarla baraj doluluk oranları artsa da uzmanlar uyarıyor: Bu geçici bir rahatlama. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, iklim krizinin kalıcı etkilerine karşı "yağmur suyu hasadı" modelinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguluyor.

BUGÜNKÜ HABERLER / ÇEVRE SERVİSİ

Son haftalarda etkili olan yağışlar, Yuvacık ve Gölköy gibi kritik barajlarda su seviyelerini yükselterek kamuoyunda "kuraklık bitti" algısı yarattı. Ancak bilim insanlarına göre bu tablo, iklim krizinin derinleşen etkilerini gizleyen tehlikeli bir rehavete yol açabilir. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, su yönetiminde radikal bir strateji değişikliğine gidilmesi gerektiğini belirterek, çözümün gökyüzünden gelen suyu yerinde tutmakta yattığını açıkladı.

Barajlara Değil, Yerel Çözümlere Odaklanmalı

İklim değişikliğinin yağış rejimlerini düzensizleştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Toros, klasik su yönetimi anlayışının artık yetersiz kaldığını belirtti. Toros, şehirlerin betonlaşması nedeniyle yağan yağmurun toprakla buluşamadan kanalizasyon sistemlerine akıp gittiğini, bunun hem su kaybına hem de sel riskine neden olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Toros, "Yağmur suyu hasadı" yönteminin modern şehirciliğin en acil gündem maddesi olması gerektiğini savunuyor. Bu sisteme göre, binaların çatılarına düşen yağmur suları oluklar aracılığıyla toplanıp depolanarak, arıtma işleminden geçirildikten sonra bahçe sulama, araç yıkama ve tuvalet rezervuarlarında kullanılabiliyor.

"Su Ayak İzini Küçültmek Zorundayız"

Toros’un analizlerine göre, evsel su tüketiminin önemli bir bölümü içme suyu kalitesinde olması gerekmeyen alanlarda harcanıyor. Yağmur suyu hasadı sistemlerinin yaygınlaşmasıyla şebeke suyuna olan bağımlılığın ciddi oranda azalabileceğine işaret eden Toros, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kuraklık artık dönemsel bir kriz değil, iklimin yeni normali. Barajlar dolsa bile buharlaşma ve artan tüketimle bu rezervler hızla tükeniyor. Hayatın akışını aksatmadan uygulanabilecek en kalıcı yöntem, suyu düştüğü yerde hasat etmektir. Her bina, kendi suyunun bir kısmını üreten birer mikro baraja dönüşmeli."

Sünger Şehirler Modeli

Uzmanlar, yağmur suyu hasadının sadece bireysel binalarla sınırlı kalmaması gerektiğini, belediyelerin de "Sünger Şehir" (Sponge City) konseptine geçiş yapmasının elzem olduğunu belirtiyor. Geçirgen asfaltlar, yağmur bahçeleri ve yeraltı depolama tankları ile şehirlerin suyu emmesi sağlanarak, hem yeraltı su rezervlerinin beslenmesi hem de ani sel baskınlarının önlenmesi hedefleniyor.

14 Ocak 2026 itibarıyla gelen veriler, yağışların mevsim normallerine yaklaşsa da uzun vadeli projeksiyonlarda Türkiye'nin "su stresi" çeken ülkeler kategorisindeki yerini koruduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Toros, yerel yönetimlerin ve mevzuat yapıcıların, yeni inşaat projelerinde yağmur suyu toplama sistemlerini zorunlu hale getirmesinin hayati önem taşıdığını ifade ediyor.