15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Kömür Atıkları Stratejik Kaynağa Dönüşüyor: Zonguldak’ta Kritik Hamle

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve TENMAK arasında imzalanan yeni protokolle, Zonguldak kömürü ve maden atıklarında ileri teknoloji ürünlerinin ham maddesi olan "nadir toprak elementleri" aranacak. Proje, özellikle düşük kaloriye sahip kömürlerin ve yıkama atıklarının ekonomiye kazandırılmasını hedefliyor.

Paylaş:
Kömür Atıkları Stratejik Kaynağa Dönüşüyor: Zonguldak’ta Kritik Hamle

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve TENMAK arasında imzalanan yeni protokolle, Zonguldak kömürü ve maden atıklarında ileri teknoloji ürünlerinin ham maddesi olan "nadir toprak elementleri" aranacak. Proje, özellikle düşük kaloriye sahip kömürlerin ve yıkama atıklarının ekonomiye kazandırılmasını hedefliyor.

Türkiye’nin enerji ve madencilik alanındaki iki önemli kurumu, stratejik bir iş birliğine imza attı. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ile Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK), maden sahalarındaki mevcut potansiyeli yeniden değerlendirmek üzere bir araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) protokolü hazırladı. Anlaşma kapsamında, yalnızca çıkarılan kömür değil, madencilik faaliyetleri sonucu ortaya çıkan atıklar da mercek altına alınıyor.

Kömürden Teknoloji Ham Maddesine

İmzalanan protokol, Zonguldak havzasından çıkarılan madenlerin kimyasal analiz süreçlerini kapsıyor. Yapılacak çalışmalarda; ocaktan yeni çıkarılmış ayıklanmamış kömür (tüvenan), lavuar tesislerinde işlemden geçirilmiş yıkanmış kömür ve bu işlemler sırasında ayrıştırılan atıkların içeriği incelenecek. Temel hedef, cep telefonlarından batarya teknolojilerine kadar pek çok stratejik alanda kullanılan nadir toprak elementlerinin (NTE) bu kaynaklardan elde edilip edilemeyeceğini tespit etmek.

Özellikle Zonguldak kömürünün karakteristik özellikleri projede belirleyici rol oynuyor. Uzmanlar, düşük kömürleşme derecesine sahip, kül oranı yüksek ve ısıl değeri nispeten düşük olan kömür ürünlerine odaklanacak. Çalışma kapsamında karbon ve nadir toprak elementi içerikleri detaylı şekilde analiz edilecek.

Maliyet Düşürücü Kazanım Modeli Hedefleniyor

Projenin teknik detaylarında, madenin işlenmesi sırasında uygulanacak "ön zenginleştirme" yöntemleri dikkat çekiyor. Bu süreçte organik ve inorganik malzemeler birbirinden ayrıştırılacak. Karbon içeriğinin ayıklama işlemlerinde yaratabileceği teknik zorlukların giderilmesi ve en düşük maliyetle nadir toprak elementlerinin kazanılmasına yönelik verimli bir model oluşturulması planlanıyor.

"İkincil Kaynaklar Bölgeye Değer Katabilir"

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Yılmaz, bu tür çalışmaların madencilik sektörü için "ikincil kaynak" olarak nitelendirilen atıkların ekonomiye kazandırılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Nadir toprak elementlerinin bilim dünyası için yeni bir konu olmadığını, ancak son dönemde stratejik öneminin arttığını belirten Yılmaz, "Kömürün bünyesinde veya atıklarında bu elementleri bulabilir miyiz sorusu üzerine kurgulanan bu Ar-Ge projesi oldukça kıymetli. Eğer olumlu sonuçlar alınırsa, bu durum Zonguldak bölgesine ciddi bir katma değer sunacaktır. Maden atıklarının değerlendirilmesi çevresel ve ekonomik açıdan kritik bir adımdır" ifadelerini kullandı.

Arama Sahası Genişletiliyor: Küller ve Killi Yapılar

Uzmanlara göre nadir toprak elementleri yalnızca saf kömürde değil, yanma sonrası oluşan uçucu küllerde ve kömür damarlarındaki killi yapılarda (şist) da bulunabiliyor. Doç. Dr. Yılmaz, kömürün doğrudan yakılarak külünün analiz edilmesinin ötesinde, laboratuvar ortamında hassas ve yavaş yakma işlemleriyle detaylı analizler yapılması gerektiğine dikkat çekti.

TTK ve TENMAK iş birliğiyle yürütülecek süreçte, birincil maden yataklarının yanı sıra "şist" olarak bilinen killi yapılar ve maden atık sahaları da potansiyel rezerv alanı olarak taranacak. ABD ve Çin gibi ülkelerin hakimiyet kurmaya çalıştığı bu alanda Türkiye, Eskişehir Beylikova’daki bilinen rezervlerine ek olarak, Zonguldak’taki bu "saklı" potansiyeli de ortaya çıkarmayı amaçlıyor.