28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Kızılırmak Deltası: Yüzlerce Türe Yuva Olan 'UNESCO' Statülü Can Damarı

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tek doğal sulak alanı olan Kızılırmak Deltası’nın, hem kritik biyolojik çeşitliliği hem de bölge halkına sağladığı ekonomik katkılarla eşsiz bir denge sunduğunu belirtti.

Paylaş:
Kızılırmak Deltası: Yüzlerce Türe Yuva Olan 'UNESCO' Statülü Can Damarı

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tek doğal sulak alanı olan Kızılırmak Deltası’nın, hem kritik biyolojik çeşitliliği hem de bölge halkına sağladığı ekonomik katkılarla eşsiz bir denge sunduğunu belirtti.

Samsun sınırları içerisinde yer alan ve Türkiye’nin en önemli doğal varlıklarından biri kabul edilen Kızılırmak Deltası, barındırdığı zengin yaban hayatı ve ekolojik işlevleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ornitoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, deltanın sadece bir doğa alanı değil, aynı zamanda taşkın kontrolü sağlayan ve karbon tutan devasa bir ekosistem olduğunu vurguladı.

"Dünyanın Böbrekleri" Alarm Veriyor

Sulak alanların dünya kara yüzeyinin sadece yüzde 6’sını kaplamasına rağmen, bilinen bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40’ına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Prof. Dr. Yavuz, bu alanların korunmasının gezegenin geleceği için hayati olduğunu ifade etti.

Türkiye'de RAMSAR Sözleşmesi ile koruma altında olan 14 sulak alan bulunduğunu belirten Yavuz, genel tabloya dair şu uyarılarda bulundu:

"Ülkemizde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından tescillenmiş 138 sulak alan mevcut. Ancak bu alanların durumu ne yazık ki parlak değil. Yanlış tarım uygulamaları, kontrolsüz kentleşme ve habitat kayıpları nedeniyle sulak alanlarımızı kaybediyoruz. 1900'lerin başından bu yana dünya genelinde sulak alanların yüzde 64'ü yok oldu ve iklim değişikliği bu süreci daha da hızlandırıyor."

UNESCO Listesindeki Tek Doğal Sulak Alan

Kızılırmak Deltası'nın Türkiye'deki diğer sulak alanlardan ayrılan en önemli özelliğinin uluslararası statüsü olduğunu belirten Yavuz, bölgenin Türkiye'den UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmeyi başaran tek doğal sulak alan olduğunun altını çizdi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının bölgede yoğun bir koruma ve araştırma faaliyeti yürüttüğünü aktaran Yavuz, "Türkiye genelinde tanımlanmış yaklaşık 500 kuş türünün 360 kadarı Kızılırmak Deltası'nda görülüyor. Bu kuşlar üreme, kışlama ve beslenme gibi en kritik yaşamsal evrelerini burada geçiriyor" dedi.

Nadir Türlerin Son Sığınağı

Deltanın biyolojik zenginliği sadece kuşlarla sınırlı değil. Bölgede yaklaşık 600 bitki türünün yaşadığını belirten Prof. Dr. Yavuz, deltanın nesli tükenme tehlikesi altındaki pek çok canlı için güvenli bir liman olduğunu kaydetti.

Yavuz, bölgedeki kritik türler hakkında şu bilgileri paylaştı:

"Türkiye genelinde hızla yok olan kum zambağı, göl soğanı ve Kilyos moru gibi nadir bitkiler burada varlığını sürdürüyor. Ayrıca nesli kritik tehlike altında olan dişli sazancık balığı da deltanın sularında yaşıyor. Kuş türleri arasında ise nesli tehlikedeki elmabaş patka ve üveyik gibi türler, göç sırasında burada büyük sürüler halinde konaklıyor. Deltada yaşamını sürdüren 16 kuş türü, nesli tükenme tehdidiyle karşı karşıya."

İnsan ve Doğa Dengesi

Koruma çalışmalarının sadece doğayı insanlardan izole etmek anlamına gelmediğini, yerel halkın da ekosistemin bir parçası olduğunu vurgulayan Yavuz, sürdürülebilirliğe dikkat çekti. Bölge halkının tarım, hayvancılık ve saz üretimi gibi faaliyetlerle deltadan ekonomik fayda sağlamaya devam ettiğini belirten Yavuz, yürütülen projelerin hem bu biyolojik zenginliği korumayı hem de yerel halkın faaliyetlerini sürdürebilmesini amaçladığını ifade etti.

Ornitoloji Araştırma Merkezi olarak sahada restorasyon çalışmaları yürüttüklerini belirten Yavuz, deltanın gelecek nesillere aktarılması için kurumlar arası iş birliğinin önemine işaret etti.