Yemenli siyasi ve askeri uzmanlar, İran destekli Husilerin Kızıldeniz'deki faaliyetlerinin, ABD ve İsrail ile yaşanan bölgesel gerilimde Tahran yönetimi için kritik bir koz işlevi gördüğünü ve grubun askeri kapasitesini koruduğunu vurguluyor.
Bölgedeki jeopolitik gerilimler tırmanırken, Yemen'deki İran destekli Husilerin (Ensarullah hareketi) Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki eylemleri uluslararası stratejistlerin ve Yemenli uzmanların odak noktası olmaya devam ediyor. Uzman değerlendirmelerine göre, Husilerin ABD-İsrail ekseni ile İran arasındaki dolaylı çatışmalara aktif olarak katılması, bölgesel savaş dinamiklerinde belirleyici bir rol oynuyor.
Yemenli analistler, Husilerin son dönemde gerçekleştirdiği deniz saldırılarının ve füze denemelerinin, grubun askeri gücünün zayıfladığı yönündeki iddiaları çürüttüğüne dikkat çekiyor. ABD ve müttefiklerinin bölgedeki askeri varlığına ve hava saldırılarına rağmen Husilerin operasyonel kapasitelerini sürdürmesi, grubun hala ciddi bir tehdit unsuru olduğunu ortaya koyuyor.
Tahran'ın Bölgesel Kozu
Uzmanlar, Kızıldeniz'deki Husi varlığının İran için stratejik bir "kart" niteliği taşıdığı konusunda hemfikir. Tahran yönetiminin, doğrudan bir askeri çatışmaya girmeden ABD ve İsrail üzerinde baskı kurmak için Husilerin coğrafi avantajını ve askeri kapasitesini kullandığı belirtiliyor. Küresel deniz ticaretinin en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliğinin tehlikeye girmesi, Batılı ülkeleri ekonomik ve askeri olarak zor durumda bırakmayı hedefleyen daha geniş çaplı bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Askeri stratejistlere göre, Husilerin bölgedeki manevra alanı sadece Yemen'in iç dinamikleriyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini şekillendiren daha büyük bir denklemin parçası olarak öne çıkıyor. Husilerin Kızıldeniz'deki eylemleri, İran'ın kriz anlarında ve diplomatik tıkanıklıklarda elini güçlendiren en önemli bölgesel enstrümanlardan biri olarak işlev görmeye devam ediyor.