Küresel çapta artan "gıda milliyetçiliği" eğilimleri, ülkeleri kırmızı et tedarikinde ithalattan uzaklaşıp ulusal kaynaklara yöneltiyor. Uzmanlar, arz güvenliğinin sağlanması için embriyo transferi gibi yenilikçi teknolojilerle desteklenen uzun vadeli ve planlı yerli üretimin şart olduğuna dikkat çekiyor.
Dünya genelinde tarım ve gıda politikalarında ön plana çıkan "gıda milliyetçiliği" kavramı, etkilerini hayvancılık sektöründe de güçlü bir şekilde hissettirmeye başladı. Kırmızı et piyasasında yaşanan dönemsel dalgalanmalar ve arz endişeleri sürerken, sektörün önde gelen isimleri ithalata dayalı politikaların yerini acilen kendi kendine yeten üretim modellerine bırakması gerektiğini vurguluyor.
Hayvancılık alanında ihtisaslaşmış kurumlardan biri olan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, ülkelerin kendi planlamalarını yaparak dışa bağımlılıktan kurtulmaya çalıştığını belirtti. Dalgar, kırmızı et yetersizliğinin bugün ithalatla çözülmesinin, sorunun gelecekte de aynı yöntemle aşılabileceği anlamına gelmediği uyarısında bulundu. Arz güvenliği için kısa vadeli tedbirler yerine, yerel tüketimi önceleyen ve kaynakların idareli kullanıldığı uzun vadeli stratejilerin hayata geçirilmesinin zorunluluğuna dikkat çekildi.
Genç Nüfusun Sektöre Kazandırılması Hedefleniyor
Türkiye'de tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticilerin yaş ortalamasının 59'a yükselmesi, sektörün geleceği açısından yenilikçi adımların atılmasını mecburi kılıyor. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" gibi çalışmalarla, ülke ihtiyaçları doğrultusunda planlı üretim yapan yetiştiricilerin desteklenmesi hedefleniyor. Sektördeki yaşlanma eğilimini tersine çevirmek amacıyla, gençlerin bilgi ve teknolojiyi kullanarak tarım ve hayvancılığa yönlendirilmesi için çeşitli vakıf organizasyonları ve üniversite işbirlikleri devreye sokuluyor.
Verimlilikte Çözüm "Embriyo Teknolojisi"
Artan maliyetler ve daralan kaynaklar karşısında daha az kaynak tüketerek yüksek verim elde etmenin yolu, doğru genetik ve bilinçli bakımdan geçiyor. Türkiye'de yerli embriyo üretim ruhsatına sahip tek üniversite konumunda olan MAKÜ'nün yürüttüğü çalışmalar, bu alanda kritik bir rol üstleniyor.
Geliştirilen embriyo teknolojisi sayesinde, kırsalda hayvancılık yapan bir yetiştiricinin nispeten düşük verimli hayvanına, genetik olarak yüksek süt veya et verimine sahip bir embriyonun transfer edilmesi sağlanıyor. Bu yenilikçi yöntemle, günlük 40-50 kilogram süt verebilen veya et kapasitesi çok daha yüksek olan yavrular elde edilerek sürünün kalitesinin ve veriminin kısa sürede artırılması mümkün hale geliyor. Uzmanlar, bilimsel yöntemlerin sahaya daha fazla entegre edilmesiyle Türkiye'nin kırmızı ette kalıcı bir arz güvenliğine ulaşabileceği görüşünde birleşiyor.