Anadolu'nun nadide ahşap mimari örneklerinden olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan 660 yıllık Mahmut Bey Camisi'nin orijinal ahşap kapısı, güvenlik ve korunma amacıyla 29 yıldır Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi'nde ziyaretçilerini ağırlıyor.
Kastamonu merkeze bağlı Kasaba köyünde bulunan ve yapım tekniği nedeniyle halk arasında "çivisiz cami" olarak bilinen Mahmut Bey Camisi, ahşap mimarisinin yanı sıra zarif oyma işçiliğine sahip tarihi kapısıyla da dikkat çekiyor. 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen 660 yıllık bu tarihi yapının orijinal ahşap kapısı, iklimsel etkiler ve güvenlik risklerine karşı Kastamonu il merkezindeki Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi'nde özel bir alanda sergileniyor.
Candaroğulları Beyliği döneminde, Emir Mahmut Bey tarafından 1366 yılında inşa edilen cami, Anadolu'daki ahşap direkli ve tavanlı camilerin en önemli örnekleri arasında gösteriliyor. Bindirme tekniğiyle, metal çivi kullanılmadan inşa edilen yapının en kıymetli parçalarından biri olan ve "kündekari" tekniğiyle yapılan ahşap kapı, Ankaralı Nakkaş Mahmut oğlu Abdullah tarafından ince bir el işçiliğiyle üretilmişti. Üzerinde yer alan bitkisel motifler ve oyma sanatı, Anadolu Selçuklu ve beylikler dönemi ahşap sanatının zirve noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Tarihi eserin müze serüveni, geçmişte yaşadığı büyük bir tehlikenin ardından başladı. 1977 yılında hırsızlar tarafından yerinden sökülerek çalınan ve yurt dışına kaçırılmak üzereyken Manisa'da güvenlik güçlerince ele geçirilen paha biçilmez kapı, uzun yıllar koruma altında tutuldu. Eserin yeniden zarar görmesini engellemek amacıyla alınan karar doğrultusunda kapı, 29 yıl önce Kastamonu Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi'ne yerleştirildi. Tarihi caminin girişine ise aslına uygun olarak hazırlanan birebir kopyası takıldı.
Günümüzde, Kastamonu'ya gelen yerli ve yabancı turistler hem Kasaba köyündeki tarihi mimariyi inceleyebiliyor hem de kent merkezindeki müzeyi ziyaret ederek orijinal kapının barındırdığı yüzlerce yıllık ustalığı yakından görebiliyor. Uzmanlar, tarihi ahşap eserlerin yerinde korunmasının zorluklarına dikkat çekerek, müze ortamındaki özel iklimlendirme ve güvenlik sistemlerinin eserin gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılmasında hayati bir rol oynadığını vurguluyor.