Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği uzmanları, kanserin artık hücresel düzeyde çıkarılan genetik parmak iziyle takip edildiğini ve yapay zekanın sürece dahil olmasıyla tanı süreçlerinin benzeri görülmemiş bir hıza ulaştığını duyurdu. Yeni teknolojiler sayesinde kanser, çaresiz bir hastalık olmaktan çıkıp yönetilebilir bir sürece dönüşüyor.
Kanser tanı ve tedavisinde yaşanan teknolojik sıçramalar, tıp dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen özel bir basın toplantısında bir araya gelen Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği yetkilileri, hastalıkla mücadelede gelinen son noktayı kamuoyuyla paylaştı. Toplantının ana gündem maddesini, yapay zeka entegrasyonu ve hücresel düzeyde yapılan genetik takipler oluşturdu.
Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserin artık sadece tedavi edilmesi gereken bir durumdan ziyade, bir "yönetim süreci" olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Altuntaş, hastalığın hücresel düzeydeki takibine ilişkin, "Genetik anlamda ve moleküler düzeyde tek tek her bir hücrenin parmak izini çıkarıyoruz. Teşhisimizi, takibimizi ve tedavimizi tamamen bu parmak izine göre şekillendiriyoruz" ifadelerini kullandı.
"Kanserde Yapay Zeka Çağı Başladı"
Dijitalleşmenin ve yapay zekanın onkoloji alanında yarattığı devrime dikkat çeken Prof. Dr. Altuntaş, tanı ve raporlama sürelerindeki çarpıcı iyileşmeye vurgu yaptı. Önceden 30 dakika süren standart işlemlerin yapay zeka algoritmaları sayesinde 5 dakikaya kadar indirilebildiğini belirten Altuntaş, raporlama süreçlerinin de tamamen standardize edildiğini aktardı. Bu dönüşümü "kanserde yapay zeka çağı" olarak nitelendiren Altuntaş, hedefe yönelik ve bireyselleştirilmiş tedavilerin artık çok daha erişilebilir olduğunu kaydetti.
Öte yandan, kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekildi. Sigara tüketimi, obezite, alkol kullanımı ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kanser riskinin yüzde 30 ila 50 oranında azaltılabileceği belirtiliyor. Erken tanının hayati önem taşıdığının altını çizen uzmanlar, zamanında konulan teşhislerle tedavi başarı oranının yüzde 50'lerden yüzde 95'lere kadar çıkabildiğini ve ölüm oranlarının yüzde 30'a kadar düşürülebildiğini raporluyor.
Beş Yıllık Sağ Kalım Oranı Yüzde 70'e Ulaştı
Kanserle mücadelenin psikolojik ve istatistiksel boyutlarına değinen Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, kanserin günümüzde hipertansiyon gibi kronik ve yönetilebilir bir hastalık formuna büründüğünü belirtti. Ateş, 2026 yılı Amerika Birleşik Devletleri verilerine atıfta bulunarak, kanserde 5 yıllık sağ kalım oranlarının yüzde 70 seviyesine ulaştığını vurguladı.
Hastalığın hasta yakınları üzerindeki etkilerini değerlendiren Dernek Genel Sekreteri Doç. Dr. Fatih Yıldız ise mücadelenin; önleme, erken tanı ve tedavi olmak üzere üç temel ayaktan oluştuğunu hatırlattı. İleri evre vakalarda bile immünoterapiler ve gen bazlı yaklaşımlarla yaşam sürelerinin belirgin şekilde uzadığına dikkat çekildi.
Belirli Yaş Gruplarına Kritik Tarama Uyarıları
Toplantıda spesifik kanser türleri için risk gruplarına yönelik uyarılarda da bulunuldu. Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar, özellikle erkeklerde görülen ürolojik kanserlere dikkat çekti. 20-40 yaş aralığındaki erkeklerde ağrısız testis kitlelerinin, orta yaş grubunda ise ağrısız idrar kanamalarının tehlike çanları olabileceği uyarısında bulunan Başar, prostat kanseri riskinin yaşla birlikte arttığını hatırlattı. Başar, 50-70 yaş aralığındaki erkeklerin düzenli olarak Prostat Spesifik Antijen (PSA) kan testi yaptırmalarının erken teşhis için hayati önem taşıdığını belirtti.