İstanbul Kabataş’ta bir apartmanın çatısına 1984 yılında inşa edilen deniz feneri, merhum müteahhit Orhan Kızıldemir’in hem mesleğine hem de eşine duyduğu derin bağlılığın sessiz tanığı olarak Boğaz’ı selamlamaya devam ediyor.
İstanbul’un tarihi semtlerinden Kabataş’ta, beton binaların arasında yükselen sıra dışı bir yapı dikkat çekiyor. Bir apartmanın çatısına konumlandırılmış olan bu deniz feneri, ne kıyı emniyeti için ne de gemilere yol göstermek amacıyla inşa edildi. 2008 yılında hayatını kaybeden deniz feneri müteahhidi Orhan Kızıldemir tarafından 1984 yılında yapılan bu sembolik yapı, bir ömür süren meslek aşkını ve ebediyete intikal eden eşine duyduğu özlemi simgeliyor.
Meslek Aşkından Doğan Bir Sembol
1914 yılında doğan ve denizcilik tutkusu çocukluk yıllarına dayanan Orhan Kızıldemir, Türkiye’nin deniz feneri inşası tarihinde önemli bir yere sahip. 1945 yılına kadar genellikle yabancı firmaların, özellikle de Fransızların üstlendiği fener yapım işlerine, "Neden biz yapmayalım?" diyerek talip olan Kızıldemir, Finike Feneri ile başladığı kariyerinde 25 yeni fener inşa etti ve 140’ın üzerinde fenerin bakımını üstlendi.
Emeklilik yıllarında dahi denizden kopamayan Kızıldemir, bu tutkusunu yaşadığı eve taşıyarak, Kabataş’taki apartmanının çatısına sembolik bir deniz feneri inşa etti. Fenerin konumu ise tesadüfi değildi; yapı, Kızıldemir’in çok sevdiği İstanbul Boğazı’nı ve karşı kıyıdaki Küplüce’yi doğrudan görecek şekilde planlanmıştı.
Karşı Kıyıya, Eşine Bakıyor
Kızıldemir’in kızı Nilüfer Beygo’nun aktardığı bilgilere göre, fenerin baktığı Küplüce semti, babasının ikinci eşi Şükran Hanım’ın kabrinin bulunduğu yer olması bakımından büyük manevi değer taşıyor. 1977 yılında vefat eden eşini Küplüce Mezarlığı’na defneden Kızıldemir, kendi mezar yerini de eşinin yanına hazırlattı. Kabataş’taki evinin terasından sık sık karşı kıyıyı seyreden Kızıldemir, inşa ettiği bu fenerle eşine olan sevgisini somutlaştırdı.
Gemileri Yanıltmasın Diye Işıkları Söndü
İnşa edildiği ilk yıllarda ışığı zaman zaman yakılan fener, Boğaz’dan geçen gemileri yanıltma riski taşıdığı yönündeki uyarılar üzerine karartıldı. Bugün aktif olarak ışık saçmasa da, Kızıldemir’in ailesi tarafından manevi bir miras olarak korunmaya devam ediliyor.
Zaman içerisinde artan yapılaşma ve yükselen binalar nedeniyle fenerin Boğaz’dan ve yoldan görünürlüğü azalsa da, aile bu yapıyı korumakta kararlı. Babasının arşivlerini düzenleyerek denizcilik tarihine ışık tutan Nilüfer Beygo, babasından kalan bu özel mirası gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Kızıldemir’in mesleğine olan saygısı, bugün Küplüce’deki kabrinin başında bulunan dümen sembolüyle de yaşamaya devam ediyor.