Sanal kumar bağımlılığının giderek yaygınlaştığı Türkiye'de, ailelerin çocuklarını kurtarmak amacıyla kumar borçlarını karşılıksız ödemesi, tedavi sürecini baltalayan en büyük hatalardan biri olarak öne çıkıyor.
BUGÜNKÜ HABERLER
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahadır Geniş, kumar bağımlılığıyla mücadele süreçlerine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Pandemi döneminde eve kapanan kitlelerin can sıkıntısı veya "kolay para kazanma" hayaliyle yöneldiği sanal kumarın, dijitalleşmeyle birlikte profil değiştirdiğine dikkat çeken Geniş, ailelerin iyi niyetle yaptığı müdahalelerin bazen hastalığı kronikleştirdiğini vurguladı.
Sanal Kumarın Yeni Profili: Kadınlarda Artış Var
Doç. Dr. Geniş’in aktardığı saha gözlemlerine göre, kumar bağımlılığı artık sadece erkek egemen bir sorun olmaktan çıkıyor. Geçmişte bahis, futbol veya basketbol gibi alanlarda yoğunlaşan kumar alışkanlığı, sanal platformların çeşitlenmesiyle birlikte kadınları da etkisi altına almaya başladı.
Geniş, özellikle son dönemde "geçmişte öyküm yoktu, son bir yılda başladım" diyen vakaların arttığını, ancak sanal kumar seçeneklerinin cazibesiyle kadınların da bu tuzağa daha sık düştüğünü belirtti.
Gençler Ömür Boyu Risk Altında
Bağımlılık yapıcı mekanizmaların birincil hedef kitlesinin her zaman gençler olduğunu hatırlatan Geniş, bu hastalığın doğasını diyabet veya tansiyon gibi kronik rahatsızlıklara benzetti. Gençlik döneminde başlayan bir bağımlılığın, kişinin ömrü boyunca mücadele etmesi gereken bir sürece dönüştüğüne dikkat çeken uzman isim, erken müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Ailelerin "Gizli Kalsın" Yaklaşımı Krizi Büyütüyor
Tedavi sürecinin en kritik ayağını ailelerin tutumu oluşturuyor. Doç. Dr. Bahadır Geniş, ailelerin genellikle "çevre duymasın, konu komşu bilmesin" endişesiyle sorunu hane içinde çözmeye çalıştığını ve ilk refleks olarak kumar borçlarını ödediğini ifade etti.
Geniş, bu durumun yarattığı kısır döngüyü şu sözlerle anlattı: "Kişi kumar oynuyor, pişman oluyor ama borcu ailesi tarafından ödenince bu pişmanlık veya bedel ödeme duygusu kalıcı olmuyor. Kişi 1-2 ay uzak dursa bile, yerine sağlıklı bir aktivite koymadığı için can sıkıntısıyla yeniden başlıyor. Aileler borcu kapatarak süreci yönettiklerini sanıyor ancak bu durum bağımlılık döngüsünü sadece besliyor."
Tedavi İçin "Elde Avuçta Bir Şey Kalmaması" Beklenmemeli
Klinik tecrübelerine göre, ailelerin genellikle mal varlıklarını (ev, araba, arsa) kaybettikten ve ellerinde sadece oturdukları ev kaldığında tedaviye başvurduklarını belirten Geniş, bu aşamada müdahalenin zorlaştığına dikkat çekti.
Ailelere, borçları karşılıksız "hibe" olarak kapatmamaları uyarısında bulunan Geniş, eğer bir ödeme yapılacaksa bunun bağımlı bireye bir borç olarak verilmesi ve kişinin bu bedeli peyderpey geri ödemesinin sağlanması gerektiğini savundu. Aksi takdirde, karşılıksız sunulan finansal destek, iyileşme sürecine katkı sağlamaktan çok hastalığın devamını sağlayan bir "yakıt" işlevi görüyor.
Başvuruların Dörtte Biri Kumardan
Kocaeli Üniversitesi bünyesindeki bağımlılık polikliniğine başvuran hastaların yüzde 28'inin doğrudan kumar problemiyle geldiğini belirten Geniş, bu oranın oldukça yüksek ve alarm verici olduğunu söyledi. Tedavide gecikilen her günün tabloyu ağırlaştırdığını ifade eden Geniş, kumar bağımlılığına sıklıkla depresyon, kaygı bozukluğu ve uyku problemlerinin de eşlik ettiğini, dolayısıyla sürecin bütüncül bir psikiyatrik yaklaşım ve profesyonel destek gerektirdiğini kaydetti.