1 Mart 2026 Pazar
Haber

İsviçre Sandığa Gidiyor: "Nüfus 10 Milyonu Aşmasın" Önerisi Oylanacak

İsviçre halkı, ülkenin demografik yapısını doğrudan etkileyecek kritik bir karar için haziran ayında sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Sağcı İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) öncülüğünde sunulan ve nüfusun 2050 yılına kadar 10 milyon ile sınırlandırılmasını öngören teklif referanduma sunulacak.

Paylaş:
İsviçre Sandığa Gidiyor: "Nüfus 10 Milyonu Aşmasın" Önerisi Oylanacak

İsviçre halkı, ülkenin demografik yapısını doğrudan etkileyecek kritik bir karar için haziran ayında sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Sağcı İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) öncülüğünde sunulan ve nüfusun 2050 yılına kadar 10 milyon ile sınırlandırılmasını öngören teklif referanduma sunulacak.

Bugünkü Haberler / Cenevre

İsviçre Konfederasyonu, önümüzdeki haziran ayında ülke tarihinin en tartışmalı demografik oylamalarından birine sahne olacak. Federal Hükümet, kamuoyunda "On Milyonluk İsviçre'ye Hayır" (No to a 10 Million Switzerland) girişimi olarak bilinen teklifin 14 Haziran’da halk oylamasına sunulacağını resmen doğruladı. Sağ kanat İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından gündeme getirilen "sürdürülebilirlik girişimi", ülkenin daimi ikamet eden nüfusunun anayasal düzeyde sınırlandırılmasını hedefliyor.

Kademeli Fren Mekanizması

Referanduma sunulacak teklif, nüfus artışını kontrol altına almak için kademeli ve sert tedbirler içeren bir yol haritası öngörüyor. Girişimin temel hedefi, daimi yerleşik nüfusun 2050 yılına kadar 10 milyon seviyesini aşmamasını garanti altına almak.

Teklife göre, eğer ülke nüfusu 2050'den önce 9,5 milyon barajını aşarsa, Federal Konsey ve Parlamento derhal harekete geçmek zorunda kalacak. Bu senaryoda hükümetin, özellikle iltica yasaları ve aile birleşimi prosedürleri üzerinde sıkılaştırmalara giderek nüfus artışını frenleyecek yasal adımları atması gerekecek.

Son Çare: AB Anlaşmalarının Feshi

Girişimin en çok tartışılan maddesi ise "acil durum freni" olarak nitelendirilen son aşama tedbirleri. Teklif metnine göre, alınan önlemlere rağmen nüfus artışı durdurulamazsa ve 10 milyon sınırı aşılırsa, İsviçre hükümeti uluslararası yükümlülüklerini gözden geçirmek zorunda kalacak.

Bu kapsamda, nüfus artışını teşvik ettiği düşünülen uluslararası anlaşmaların yeniden müzakere edilmesi şart koşuluyor. Eğer bu müzakereler de sonuç vermez ve nüfus hedefi tutturulamazsa, teklif son çare olarak Avrupa Birliği (AB) ile yürürlükte olan "Kişilerin Serbest Dolaşımı Anlaşması"nın tek taraflı feshedilmesini öngörüyor. Bu durum, İsviçre ile AB arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkileri kökten değiştirme potansiyeli taşıyor.

Tarafların Argümanları

Halihazırda yaklaşık 9,1 milyon nüfusa sahip olan İsviçre'de, girişimi destekleyenler kontrolsüz göçün ülkenin altyapısı üzerinde dayanılmaz bir baskı oluşturduğunu savunuyor. Kampanya yürütücüleri, artan kira fiyatları, yoğunlaşan trafik, sağlık sistemindeki yük ve toplu taşımadaki kalabalıklaşmanın temel nedeni olarak hızlı nüfus artışını işaret ediyor. SVP kanadı, bu girişimin ülkenin "ulusal kimliğini korumak" ve yaşam kalitesini sürdürmek için zorunlu olduğunu iddia ediyor.

Buna karşılık Federal Konsey ve parlamentodaki çoğunluk girişime karşı çıkıyor. Hükümet yetkilileri, göçü bu denli sert kısıtlamanın iş gücü piyasasında ciddi açıklara yol açabileceğini, ekonomiyi yavaşlatacağını ve AB ile olan ikili ilişkileri onarılamaz şekilde zedeleyebileceğini belirtiyor. Ancak hükümet, girişime karşı seçmenlere sunulacak alternatif bir karşı teklif hazırlamama kararı aldı.

Kamu Hizmetleri Reformu da Oylanacak

14 Haziran'daki referandumda seçmenler sadece nüfus sınırını değil, aynı zamanda kamu hizmetlerine ilişkin bir reform paketini de oylayacak. Parlamento tarafından onaylanan bu reform, zorunlu askerlik hizmetinden sivil hizmete geçiş kurallarının sıkılaştırılmasını öngörüyor. Amaç, her yıl ordudan ayrılarak sivil hizmete geçen kişi sayısını 6 bin 600 seviyesinden 4 bin civarına düşürerek ordunun personel ihtiyacını korumak.

Doğrudan demokrasi geleneğinin güçlü olduğu İsviçre'de, 100 bin geçerli imza toplayan herhangi bir girişim halk oylamasına sunulabiliyor ve kabul edilmesi halinde anayasal değişiklik olarak doğrudan yürürlüğe giriyor.