AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı tarafından düzenlenen panelde, 28 Şubat sürecinin toplumsal etkileri ve FETÖ ile olan bağlantıları ele alındı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "28 Şubat’ı diğerlerinden ayıran fark, toplumun en ücra köşesine kadar sirayet etme çabasıydı" dedi.
AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı, 28 Şubat sürecinin 29. yıl dönümü kapsamında İstanbul'da "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" başlıklı bir panel düzenledi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda gerçekleştirilen programda, dönemin siyasi atmosferi, vesayet mekanizmaları ve bu sürecin bugüne uzanan etkileri masaya yatırıldı.
Panelin moderatörlüğünü yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, 28 Şubat'ın sadece siyasi bir müdahale olmadığını, aynı zamanda toplumsal yapıyı hedef alan karanlık bir dönem olduğunu vurguladı.
Bakan Tekin: "Paydaş Olarak FETÖ Seçildi"
Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 28 Şubat'ın Türkiye'deki diğer darbe girişimlerinden yapısal farklılıklar içerdiğine dikkat çekti. 1980 darbesinin silah zoruyla yapıldığını ancak toplumun tabanına tam anlamıyla nüfuz edemediğini belirten Tekin, 28 Şubat'ın ise toplumun "kılcal damarlarına" girmeyi hedeflediğini ifade etti.
Bakan Tekin, o dönemde imam hatip okullarına yönelik alınan kararların tesadüfi olmadığını belirterek, sürecin FETÖ ile olan bağlantısına dair şu değerlendirmelerde bulundu:
"O tarihlerde mütedeyyin insanlar çocuklarını imam hatip okullarına gönderiyordu. O kitleye ulaşmanın yolu, bu çocukların FETÖ okullarına yönlendirilmesini sağlamaktı. 'İmam hatip okullarını kapatırsak, aileler çocuklarını oraya (FETÖ okullarına) verirler' düşüncesi, o dönemin bir projeksiyon ürünüdür. Toplumun en ücra köşesindeki vatandaşa ulaşmak için FETÖ paydaş olarak seçilmiştir."
CHP yönetiminin Ramazan genelgesi üzerinden yaptığı eleştirilere de yanıt veren Tekin, 2014 yılında dershane kanununu FETÖ avukatlarıyla birlikte Anayasa Mahkemesi'ne taşıyan iradenin de CHP olduğunu hatırlattı.
Şentop: "İslam'ın Görünür Unsurlarına Karşı Bir Rahatsızlık Vardı"
Eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 28 Şubat'ın klasik bir askeri darbe olmadığını, asker, sivil bürokrasi, yargı ve medyanın iş birliğiyle yürütülen "postmodern" bir süreç olduğunu dile getirdi. Şentop, müdahalenin temel nedeninin toplumda yaşanan sosyolojik değişimden duyulan rahatsızlık olduğunu savundu.
Şentop, "Müdahale ettikleri şeylere bakarsanız, Müslümanlığın ve İslam’ın görünür unsurlarına karşı bir rahatsızlık olduğunu görürsünüz. Vesayetçi sistem, kontrolün azaldığını düşündüğü noktada harekete geçti" diye konuştu. Şentop ayrıca, vesayetçi anlayışın Türkiye'de bir geleceği olmadığını ancak bu zihniyete karşı demokratik mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Dönemin Tanıkları Olarak Kadınlar
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, sürecin "postmodern" nitelemesiyle yumuşatılmaması gerektiğinin altını çizdi. O dönemde lise öğrencisi olduğunu belirten Kaya, "Kadınlar olarak her yıl dönümünde o günleri hatırlıyor ve yutkunuyoruz. Yaşanan zulümleri unutturmayacağız" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ise üniversite öğrencisiyken yaşadığı zorlukları anlatarak, 28 Şubat'ın bir "toplum mühendisliği" çabası olduğunu ifade etti. Usta, "Kendileri gibi olmayanların söz sahibi olmasını engellemek için, yeri geldiğinde laiklik, yeri geldiğinde çağdaşlık diyerek üzerimizden tanklarla geçtiler" ifadelerini kullandı.
Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, İl Başkanı Abdullah Özdemir ve çok sayıda teşkilat üyesi katıldı.