16 Nisan 2026 Perşembe
Haber

İsrail'in Lübnan'ın Güneyi ve Doğusuna Yönelik Hava ve Topçu Saldırıları Şiddetlendi

İsrail ordusu, Lübnan'ın güney ve doğu bölgelerinde yer alan çok sayıda yerleşime yönelik yoğun hava bombardımanı ve topçu atışlarını sürdürüyor. Bölgedeki sivil altyapı ciddi hasar görürken, çatışmaların etki alanı giderek genişliyor.

Paylaş:
İsrail'in Lübnan'ın Güneyi ve Doğusuna Yönelik Hava ve Topçu Saldırıları Şiddetlendi

İsrail ordusu, Lübnan'ın güney ve doğu bölgelerinde yer alan çok sayıda yerleşime yönelik yoğun hava bombardımanı ve topçu atışlarını sürdürüyor. Bölgedeki sivil altyapı ciddi hasar görürken, çatışmaların etki alanı giderek genişliyor.

İsrail ordusunun, Lübnan topraklarındaki hedeflere yönelik askeri operasyonları aralıksız devam ediyor. Lübnan'ın özellikle güneyindeki sınır bölgeleri ile doğusundaki stratejik noktalarda yer alan çok sayıda belde, gece ve sabah saatlerinde hem savaş uçakları hem de ağır topçu birlikleri tarafından hedef alındı. Saldırıların yoğunluğu, bölgedeki güvenlik durumunu daha da kırılgan bir hale getirdi.

Özellikle sınır hattında yer alan köylerde yoğunlaşan topçu atışlarında, sivil yerleşim yerlerinin çevresi ve tarım arazileri vuruldu. İsrail askeri makamları, vurulan noktaların Hizbullah'a ait askeri altyapı unsurları, füze fırlatma rampaları ve silah depoları olduğunu belirtiyor. Lübnan'daki yerel makamlar ise saldırıların doğrudan sivil yaşam alanlarını tehdit ettiğini ve altyapıda ağır tahribata yol açtığını ifade ediyor.

Lübnan'ın doğusunda yer alan Bekaa bölgesi ve çevresine yönelik hava operasyonları, çatışmaların sadece sınır hattıyla sınırlı kalmayıp daha iç kesimlere taşındığını gösteriyor. Gerçekleştirilen ardışık hava saldırılarının ardından bölgelerden dumanların yükseldiği ve patlama seslerinin kilometrelerce uzaktan duyulduğu bildirildi.

Bölgede aralıksız süren bombardıman, sivil halk üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Yerel yetkililer, şiddetlenen saldırılar nedeniyle güney ve doğu beldelerinde yaşayan binlerce kişinin evlerini terk ederek daha güvenli gördükleri kuzey bölgelerine doğru göç etmek zorunda kaldığını aktarıyor. Sınır hattında artan askeri hareketliliğin, daha geniş çaplı bir bölgesel krize dönüşmesinden endişe ediliyor.