15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

İsrail'in Lübnan'daki Askeri Stratejisi: 'Gazze Modeli' Kuzeye mi Taşınıyor?

İsrail ordusunun Lübnan'ın güney ve doğusuna yönelik başlattığı yoğun hava ve topçu harekatı şiddetini artırırken, bölgede sistematik bir işgal modelinin uygulanıp uygulanmadığı uluslararası kamuoyunun gündeminde. Lübnan'da artan sivil kayıplar ve altyapı yıkımı, Gazze'deki askeri taktiklerin bir benzerinin devreye sokulduğu endişelerini beraberinde getiriyor.

Paylaş:
İsrail'in Lübnan'daki Askeri Stratejisi: 'Gazze Modeli' Kuzeye mi Taşınıyor?

İsrail ordusunun Lübnan'ın güney ve doğusuna yönelik başlattığı yoğun hava ve topçu harekatı şiddetini artırırken, bölgede sistematik bir işgal modelinin uygulanıp uygulanmadığı uluslararası kamuoyunun gündeminde. Lübnan'da artan sivil kayıplar ve altyapı yıkımı, Gazze'deki askeri taktiklerin bir benzerinin devreye sokulduğu endişelerini beraberinde getiriyor.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güney sınır hattı ve doğusundaki stratejik noktalara yönelik geniş çaplı askeri operasyonlarını sürdürüyor. Havadan ve karadan yürütülen topçu atışları, sınır bölgelerindeki beldeleri yaşanmaz hale getirirken, askeri harekatın kapsamı ve yöntemi yeni tartışmalara yol açtı. Uzmanlar ve bölgeyi yakından takip eden gözlemciler, İsrail'in yoğun bombardıman, sivil göçe zorlama ve altyapıyı çökertme üzerine kurulu stratejisinin bir "işgal modeli"ne dönüşüp dönüşmediğini sorguluyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan son resmi verilere göre, İsrail saldırılarının ivme kazandığı 2 Mart'tan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı hızla artıyor. Yalnızca son 24 saat içinde 50 kişinin daha yaşamını yitirdiği saldırılarda, toplam can kaybı 1318'e ulaştı. Aynı dönemde yaralanan sivil ve görevlilerin sayısı ise 3 bin 935 olarak kayıtlara geçti.

Bölgeden gelen raporlar, saldırıların sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını; sivil yerleşim yerlerinin, yolların ve kritik tesislerin de ağır hasar aldığını gösteriyor. Söz konusu taktikler, İsrail'in daha önce Filistin topraklarında, özellikle de Gazze'de uyguladığı ağır bombardıman ve insansızlaştırma stratejisiyle büyük benzerlikler taşıyor. Güney Lübnan'daki köylerinden ayrılmak zorunda kalan on binlerce sivil, ülkenin daha güvenli iç ve kuzey kesimlerine doğru göç ederken, insani krizin boyutları her geçen gün derinleşiyor.

Uluslararası aktörler ve sivil toplum kuruluşları, krizin bölgesel bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıdığı konusunda uyarıda bulunuyor. İsrail'in mevcut askeri doktrininin, sınırda bir "tampon bölge" oluşturmaktan ziyade kalıcı bir yıkım ve kontrol alanı yaratmayı hedefleyip hedeflemediği, önümüzdeki günlerde sahadaki gelişmelerle daha da netleşecek. Diplomatik kanallarda ateşkes çağrıları yinelenirken, sahadaki fiili durum Lübnan üzerindeki yıkıcı etkisini sürdürüyor.