16 Nisan 2026 Perşembe
Haber

İsrail'in İdam Cezası Yasa Tasarısı: Uluslararası Hukukta Eşitlik İlkesi Sınanıyor

İsrail parlamentosunda gündeme gelen ve Filistinli tutuklulara yönelik idam cezasının önünü açan yasa tasarısı, uluslararası insan hakları örgütlerinin ve hukukçuların tepkisini çekmeye devam ediyor.

Paylaş:
İsrail'in İdam Cezası Yasa Tasarısı: Uluslararası Hukukta Eşitlik İlkesi Sınanıyor

İsrail parlamentosunda gündeme gelen ve Filistinli tutuklulara yönelik idam cezasının önünü açan yasa tasarısı, uluslararası insan hakları örgütlerinin ve hukukçuların tepkisini çekmeye devam ediyor.

İsrail'de aşırı sağcı koalisyon hükümeti tarafından desteklenen ve özellikle Filistinli tutuklular için idam cezasının uygulanmasını öngören yasa tasarısı, uluslararası kamuoyunda geniş çaplı tartışmalara neden oluyor. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) partisi tarafından hazırlanan ve İsrail vatandaşlarına yönelik terör eylemlerinde bulunan kişilere ölüm cezası verilmesini kolaylaştıran tasarı, uluslararası hukukun temel ilkeleriyle çeliştiği gerekçesiyle eleştiriliyor.

Yasa tasarısı, hem sivil hem de askeri mahkemelerin, belirli terör suçlarından hüküm giyen kişilere idam cezası vermesine olanak tanıyor. Mevcut İsrail yasalarında ölüm cezası son derece istisnai durumlarda ve yalnızca insanlığa karşı suçlar ile vatana ihanet gibi kısıtlı alanlarda yer alırken, yeni düzenleme bu kapsamı doğrudan siyasi ve güvenlik eksenli suçları içerecek şekilde genişletiyor.

Uluslararası hukuk uzmanları ve insan hakları savunucuları, söz konusu yasanın pratikte yalnızca Filistinlilere karşı uygulanacak olmasının, evrensel hukukun en temel dayanaklarından olan "eşitlik" ve "ayrımcılık yasağı" ilkelerini doğrudan ihlal ettiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, bu tür bir cezanın yasal kılıfa sokulmasının, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan yaşama hakkına yönelik açık bir saldırı teşkil ettiği uyarısında bulunuyor.

Hukukçular, bu tasarının yasalaşması halinde uluslararası adalet sisteminin dayanıklılığının ciddi bir teste tabi tutulacağına dikkat çekiyor. Evrensel insan hakları normlarının, siyasi ve askeri gücü elinde bulunduran aktörlerin talepleri doğrultusunda esnetilmesinin, küresel hukuk düzeninde onarılması güç tahribatlara yol açabileceği ifade ediliyor.

İsrail içindeki bazı güvenlik uzmanları ve muhalif kesimler de yasanın caydırıcılık sağlamaktan ziyade şiddet sarmalını büyüteceğini ve sahadaki gerilimi daha da tırmandıracağını savunuyor. Yasa tasarısının Knesset'teki (İsrail Parlamentosu) onay süreçleri devam ederken, uluslararası toplumun bu duruma karşı alacağı somut tutum, modern insan hakları hukukunun geleceği açısından belirleyici bir rol oynayacak.