İsrail hükümeti, ABD ve İsrail ile İran arasında devam eden çatışma ortamını ve artan güvenlik endişelerini sebep göstererek, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'nın kapılarını 32 gündür kapalı tutmaya devam ediyor.
İsrail'de Binyamin Netanyahu başbakanlığındaki hükümet, Orta Doğu'da tırmanan bölgesel gerilimi gerekçe göstererek Mescid-i Aksa'daki ibadet kısıtlamalarını olağanüstü bir boyuta taşıdı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında süregelen çatışma hali öne sürülerek, işgal altındaki Doğu Kudüs'te yer alan kutsal mabedin kapıları art arda 32 gündür Müslümanlara kapalı tutuluyor.
Bölgedeki güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkaran İsrail polis ve ordu birlikleri, Eski Şehir (Harem-i Şerif) bölgesinin girişlerinde yoğun barikatlar ve kontrol noktaları oluşturmuş durumda. Alınan bu uzun süreli kapatma kararı, özellikle Doğu Kudüs ve çevresinde yaşayan Filistinlilerin ibadet özgürlüğünü doğrudan engellerken, bölgedeki tansiyonun da yüksek kalmasına neden oluyor. Kutsal mekânın çevresinde ikamet eden Filistinliler, uzun süredir devam eden bu yasak nedeniyle vakit namazlarını ve cuma ibadetlerini Mescid-i Aksa'da eda edemiyor.
İsrail makamları, söz konusu kısıtlamaların bölgesel savaş riski ve güvenlik zafiyetlerinin önüne geçmek amacıyla uygulandığını savunuyor. Ancak uygulamanın 32'nci gününe girmesi, kararın geçici bir güvenlik tedbirinden ziyade kalıcı bir statü ihlaline dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor. Mescid-i Aksa'nın bu denli uzun bir süre tamamen kapalı tutulması, yakın tarihte benzerine az rastlanır bir uygulama olarak kayıtlara geçiyor.
Uluslararası hukuka göre işgal altında kabul edilen Doğu Kudüs'teki dini mekânların statüsü ve ibadet özgürlüğü, uzun yıllardır hassas bir konu olmaya devam ediyor. ABD-İsrail ve İran eksenindeki geniş çaplı çatışma ortamının gölgesinde alınan bu son karar, bölgedeki mevcut insani ve diplomatik krizin daha da derinleştiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Yasağın ne zaman kaldırılacağına veya kısıtlamaların hafifletilip hafifletilmeyeceğine dair İsrail makamlarından henüz resmi bir tarih açıklaması yapılmadı.