Gazze Şeridi'ndeki El-Bureyc Mülteci Kampı'nda 2024 yılında yaşanan bombardımanda bir gözünü kaybeden 26 yaşındaki Eric es-Seafin, yaşadığı ağır travmaya ve fiziksel engeline rağmen en büyük tutkusu olan resim sanatına devam ederek savaşın yıkıcı izlerine meydan okuyor.
Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan El-Bureyc Mülteci Kampı'nda yaşayan 26 yaşındaki Eric es-Seafin, 2024 yılında gerçekleşen bir İsrail hava saldırısında ağır yaralanarak bir gözünü kaybetti. Aylarca süren zorlu tedavi sürecinin ardından taburcu olan genç kadın, karanlığa ve umutsuzluğa teslim olmak yerine fırçalarına sarılarak hayata yeniden tutunmayı başardı.
2024'teki şiddetli bombardımanlar sırasında sığındıkları bölgenin hedef alınması sonucu yaralanan es-Seafin, hem fiziksel hem de psikolojik olarak derin yaralar aldı. Bir gözünü kaybetmesi nedeniyle derinlik algısını büyük ölçüde yitiren ve görsel koordinasyon gerektiren işlerde zorlanmaya başlayan genç ressam, tüm bu engellere rağmen sanatından vazgeçmedi.
Resim yapmak, es-Seafin için yalnızca bir tutku değil, aynı zamanda yaşadığı travmaları dışa vurma ve iyileşme aracı haline geldi. Boyaların ve tuvallerin, savaşın getirdiği yıkıma karşı kişisel bir direnme biçimi olduğunu vurgulayan genç kadın, eserlerinde Gazze'nin yaşadığı acıları, yıkılan hayatları ve her şeye rağmen filizlenen umudu resmediyor. Görme yetisindeki kayıp nedeniyle renkleri seçmekte, detayları işlemekte ve fırça darbelerini ayarlamakta eskiye oranla çok daha fazla çaba sarf etmesi gerekse de, bu zorluklar onun sanatsal üretimini durduramıyor.
Savaşın gölgesinde, kısıtlı imkanlarla boya ve tuval bulmaya çalışarak eserlerini üretmeye devam eden es-Seafin, çevresindekilere ve benzer acılar yaşayan diğer savaş mağdurlarına büyük bir ilham kaynağı oluyor. Genç kadının fırçasından çıkan her tablo, Gazze'deki sivillerin sadece hayatta kalma değil, aynı zamanda yıkıntıların arasından kendi hikayelerini dünyaya anlatma mücadelesinin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.