Gazze'deki sivil kayıplara ve işgal politikalarına tepki göstererek İsrail pasaportunu yakan çifte vatandaş aktivist Mia Sol Stoelen, ülkedeki entelektüellerin göç ettiğini ve yerlerine radikal siyonistlerin yerleşerek İsrail'i aşırılıkçı bir topluma çevirdiğini belirtti.
İsrailli bir baba ve Norveçli bir annenin kızı olan insan hakları aktivisti Mia Sol Stoelen, Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla Temmuz 2025'te İsrail pasaportunu yakmasının ardından, İsrail toplumundaki radikalleşme sürecine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yaklaşık yedi yıl Tel Aviv'de yaşayan ve çifte vatandaşlığa sahip olan Stoelen, Filistinlilere yönelik ayrımcı uygulamalara bizzat tanık olduktan sonra ülkeyi terk ederek Norveç'e yerleştiğini ifade etti.
Stoelen'in bakış açısındaki asıl kırılma noktası, 2019 yılında İsrail ordusunun uygulamalarına eleştirel yaklaşan sivil toplum kuruluşu "Breaking the Silence" (Sessizliği Bozmak) tarafından düzenlenen bir turla Batı Şeria'ya gitmesi oldu. El Halil kentinde Filistinlilerin geçişine izin verilmeyen sokakları ve uygulanan tecrit politikalarını gören Stoelen, yaşananları "açık bir apartheid sistemi" olarak nitelendirdi.
"Entelektüeller Gitti, Aşırı Siyonistler Yerleşti"
Eski İsrail Başbakanı İzak Rabin'in suikasta kurban gitmesinin ardından barış umutlarının tükendiğini belirten aktivist, bu sürecin ardından pek çok eğitimli ve entelektüel İsraillinin ülkeyi terk ettiğini vurguladı. Stoelen, gidenlerin bıraktığı boşluğun aşırı siyonistler tarafından doldurulduğunu söyleyerek, "Daha dengeli bir toplum değil, aşırılardan oluşan ve çok zehirli bir toplum yaratıldı" değerlendirmesinde bulundu.
Stoelen ayrıca, İsrail içerisindeki Yahudi nüfus arasında da derin ırksal adaletsizlikler bulunduğunu, Kuzey Afrika, Yemen ve Irak gibi bölgelerden gelen Arap kökenli Yahudilerin olası sızma ve saldırı durumlarında ilk hedef olmaları için kasıtlı olarak sınıra en yakın bölgelere yerleştirildiğini iddia etti.
7 Ekim Olayları ve Toplumsal Kutuplaşma
İsrail'i en son Ağustos 2023'te ziyaret ettiğini belirten Stoelen, 7 Ekim öncesinde ülkede her hafta sonu yüz binlerce kişinin katıldığı hükümet karşıtı protestolar düzenlendiğini ve toplumun bir iç savaşın eşiğine geldiğini hatırlattı. Kutuplaşmış bir toplumu birleştirmenin en kolay yolunun dışarıdan gelen bir tehdit algısı yaratmak olduğunu savunan Stoelen, dünyanın en iyi korunan sınırlarından birinden geçilerek yapılan 7 Ekim saldırılarının bir "tesadüf" olduğuna inanmanın çok safça bir yaklaşım olacağını dile getirdi.
Norveç'te Ölüm Tehditleri ve Suç Duyurusu
İsrail pasaportunu yaktığı anları sosyal medyada paylaşmasının ardından Norveç'in başkenti Oslo'da yaşayan bir kişiden silahlı fotoğraflarla ölüm tehditleri aldığını açıklayan Stoelen, fail hakkında önce uzaklaştırma kararı çıkarıldığını ancak sonrasında bu kararın uzatılmadığını ifade ederek Norveç polisini eleştirdi.
Aktivist olarak yalnızca İsrail'i değil, Batılı ülkeleri de eleştiren Stoelen, ABD'yi dünya barışına yönelik en büyük tehdit ve İsrail'i de onun bölgedeki "vekil devleti" olarak tanımladı. Aynı zamanda bir Filistin Komitesi üyesi olan Stoelen, Norveç Petrol Fonu, Norveç Bankası ve Maliye Bakanlığı hakkında, İsrail işgaliyle bağlantılı şirketlere yaptıkları 22,6 milyar Norveç kronu (yaklaşık 2 milyar dolar) tutarındaki yatırımlar sebebiyle savaş suçlarına ortak oldukları gerekçesiyle şikayette bulunduklarını duyurdu.
Filistinlilerin 80 yıllık işgal boyunca büyük bir onur ve insanlık sergilediklerini belirten Stoelen, asıl kendini sorgulaması ve yüzleşmesi gereken tarafın tüm bu yaşananlara göz yuman Batı dünyası olduğunun altını çizdi.