İsrail Parlamentosunun Filistinli mahkumlara yönelik idam cezasının önünü açan yasal düzenlemeyi onaylamasına, başta İrlanda ve Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası alandan sert tepkiler geldi. Kararın "ayrımcılık" ve "insan hakları ihlali" olduğu vurgulandı.
İsrail Meclisinin (Knesset), Filistinli esirlere yönelik idam cezasının kapsamını genişleterek yeniden uygulanmasını öngören yasa tasarısını kabul etmesi dünyada yankı uyandırdı. 62 kabul oyuna karşılık 48 ret oyuyla parlamentodan geçen tartışmalı yasal düzenlemeye karşı diplomatik tepkiler hızla yükseldi.
İrlanda hükümeti, yasanın kabul edilmesinin ardından en net tepki gösteren ülkelerden biri oldu. İrlanda yetkilisi Helen McEntee tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail parlamentosunun ölüm cezasının kapsamını genişletme ve işgal altındaki Filistin topraklarında yeniden uygulama kararı kınandı. Yaşam hakkının en temel insan hakkı olduğunu hatırlatan McEntee, İrlanda'nın her şart altında ölüm cezasına karşı olduğunun altını çizdi. Yasanın içerdiği eşitsizliğe de dikkati çeken İrlandalı Bakan, "Yasanın Filistinliler açısından fiili ayrımcılık niteliğinde olmasından dolayı özellikle endişe duyuyorum" ifadelerini kullanarak İsrail hükümetine ve Knesset'e bu yasayı uygulamama çağrısında bulundu.
İrlanda'nın çıkışının yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) cephesinden de benzer bir kınama geldi. BM İnsan Hakları Ofisinin işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan misyonu, resmi sosyal medya kanalları üzerinden yaptığı açıklamada, kabul edilen düzenlemenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek derhal yürürlükten kaldırılmasını talep etti.
BM açıklamasında, yeni yasanın uluslararası hukukun acımasız, insanlık dışı veya aşağılayıcı cezaları yasaklayan hükmünü açıkça ihlal edeceği vurgulandı. Kararın sahadaki etkilerine dair uyarıda bulunulan açıklamada, "Bu yasa, işgal altındaki Batı Şeria ve İsrail'deki Filistinlilere özel olarak uygulanacağı ve bu kişiler genellikle adil olmayan yargılamalar sonucunda mahkum edildikleri için İsrail'in ırk ayrımcılığını ve apartheid yasağını daha da pekiştirecek" değerlendirmesine yer verildi. Uluslararası kurumlar, söz konusu adımın insan hakları evrensel beyannamesi ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan yaşama hakkını doğrudan tehdit ettiği konusunda birleşiyor.