1 Mart 2026 Pazar
Haber

İsrail Hükümetinden Batı Şeria'da Tartışmalı Adım: Arazi Kayıt Süreci Tek Taraflı Olarak Değiştiriliyor

İsrail kabinesi, uluslararası hukuka göre işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan araziler için tek taraflı yeni bir kayıt süreci başlatma kararı aldı. Bu hamle, Filistinlilere ait toprakların kontrolünün İsrail devletine geçişini hızlandıracağı ve fiili ilhakı resmiyete dökeceği gerekçesiyle büyük tepki çekiyor.

Paylaş:
İsrail Hükümetinden Batı Şeria'da Tartışmalı Adım: Arazi Kayıt Süreci Tek Taraflı Olarak Değiştiriliyor

İsrail kabinesi, uluslararası hukuka göre işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan araziler için tek taraflı yeni bir kayıt süreci başlatma kararı aldı. Bu hamle, Filistinlilere ait toprakların kontrolünün İsrail devletine geçişini hızlandıracağı ve fiili ilhakı resmiyete dökeceği gerekçesiyle büyük tepki çekiyor.

İsrail hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria'da mülkiyet haklarını ve arazi statülerini derinden etkileyecek kritik bir karara imza attı. Kabine tarafından onaylanan yeni düzenleme ile bölgede İsrail tarafından tek taraflı yürütülecek bir "arazi kayıt süreci" resmen başlatılıyor. Uzmanlar ve hukukçular, bu adımın bölgedeki statükoyu İsrail lehine kalıcı olarak değiştirecek bir dönüm noktası olduğu görüşünde birleşiyor.

Batı Şeria'daki toprakların mülkiyeti ve kaydı, uzun yıllardır devam eden hukuki ve siyasi anlaşmazlıkların merkezinde yer alıyor. Bugüne kadar bölgedeki arazilerin kaydı, Osmanlı, İngiliz Mandası ve Ürdün dönemlerinden kalan karmaşık bir tapu ve hukuk sistemi üzerinden yürütülüyordu. Ancak yeni onaylanan karar, İsrail makamlarına bu kayıt süreçlerini doğrudan yönetme ve denetleme yetkisi veriyor.

"Devlet Arazisi" Tanımı Genişletiliyor

Yeni düzenlemenin en dikkat çekici yönü, arazilerin statüsünü belirleme sürecindeki değişiklikler. Karar kapsamında, mülkiyeti tam olarak kanıtlanamayan veya kayıtları eski dönemlere dayanan arazilerin İsrail tarafından "devlet arazisi" olarak tescil edilmesinin önü açılıyor. Bu durum, özellikle tapu kayıtları eksik olan veya geleneksel yöntemlerle nesilden nesile aktarılan Filistinlilere ait tarım arazilerinin büyük risk altına girmesine neden oluyor.

İsrail'deki aşırı sağcı hükümet üyelerinin uzun süredir savunduğu bu politika, Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi için yasal bir zemin oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. Arazilerin resmen İsrail devlet kayıtlarına geçirilmesi, gelecekte bu topraklar üzerinde yerleşim birimleri inşa edilmesini veya mevcut yerleşimlerin hukuki statüsünün güçlendirilmesini kolaylaştıracak.

Hukuki ve Siyasi Sonuçlar

Uluslararası hukuk, işgalci bir gücün işgal ettiği topraklarda kalıcı değişiklikler yapmasını veya sivil nüfusunu bu bölgelere transfer etmesini yasaklıyor. Cenevre Sözleşmeleri ve Birleşmiş Milletler kararları, Batı Şeria'yı işgal altındaki topraklar olarak tanımlıyor ve İsrail'in buradaki egemenlik iddialarını reddediyor.

İsrail hükümetinin aldığı bu "arazi kayıt" kararı, uluslararası toplum tarafından fiili bir ilhak girişimi olarak görülüyor. Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri, bu sürecin Filistinlilerin mülksüzleştirilmesini kurumsal hale getireceğini belirtiyor. Sürecin işlemesiyle birlikte, binlerce dönümlük arazinin yasal statüsünün değişmesi ve Filistinli sahiplerinin bu topraklara erişiminin engellenmesi bekleniyor.

Kararın zamanlaması da dikkat çekici. Bölgede tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde atılan bu adımın, sahadaki gerilimi daha da tırmandırabileceği öngörülüyor. Hükümet yetkilileri ise kararı "idari bir düzenleme" ve "hukuki belirsizliklerin giderilmesi" olarak savunurken, eleştirmenler bunun iki devletli çözüm ihtimalini ortadan kaldırmaya yönelik stratejik bir hamle olduğunu vurguluyor.