İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Sharren Haskel, artan saldırılar ve sistematik göçe rağmen Filistinli Hristiyanların İsrail'de "rahatça yaşadığını" savundu.
İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Sharren Haskel, sosyal medya platformu X üzerinden yayınladığı görüntülü mesajda, işgal altındaki topraklarda yaşayan Hristiyan nüfusun durumuyla ilgili tartışma yaratan açıklamalarda bulundu. Haskel, uluslararası kamuoyunda ve dini liderler nezdinde sıkça dile getirilen "İsrail işgali nedeniyle Hristiyan nüfusun azaldığı" yönündeki raporları reddederek, bu topluluğun ülkede güven içinde yaşadığını öne sürdü.
Tucker Carlson Röportajına Doğrudan Yanıt
Haskel’in açıklamaları, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’ın Kudüs Anglikan Kilisesi Başpsikoposu Husam Naum ile yaptığı röportajın hemen ardından geldi. Söz konusu röportajda Başpsikopos Naum, İsrail’in Batı Şeria’daki işgal politikalarının Hristiyan nüfusu göçe zorladığını vurgulamış ve Beytüllahim örneğini vermişti. Naum, 50 yıl önce 100 bin civarında olan Beytüllahim’deki Hristiyan nüfusun bugün 30 binlere kadar gerilediğine dikkat çekmişti.
İsrailli Bakan Yardımcısı ise bu verileri ve tanıklıkları "gerçeklikten kopuk ve asılsız" olarak nitelendirdi. Haskel, İsrail’in Orta Doğu’da Hristiyan nüfusun azalmak bir yana, artış gösterdiği tek ülke olduğunu iddia etti. Ancak bu söylem, genellikle İsrail vatandaşı Hristiyanları kapsarken, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki demografik erimeyi göz ardı ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Saldırı Raporları Resmi Söylemle Çelişiyor
Tel Aviv yönetiminin "rahat yaşam" iddiasının aksine, sahadan gelen veriler Hristiyan din adamlarına ve kutsal mekanlara yönelik saldırıların sürdüğünü ortaya koyuyor. Dini Özgürlük Veri Merkezi (RFDC) tarafından hazırlanan son rapora göre, sadece 2025 yılının son çeyreğinde Hristiyanlara yönelik 176 saldırı ve taciz olayı kayıt altına alındı.
Raporda öne çıkan en çarpıcı detay ise tacizlerin niteliği oldu. Kaydedilen 176 vakanın 106’sının, Hristiyan din adamlarına veya ziyaretçilere yönelik "tükürme" eylemi olduğu belirtildi. Özellikle Doğu Kudüs sokaklarında dini kıyafetleriyle yürüyen din adamlarının, radikal gruplar tarafından sözlü ve fiziksel tacize uğradığı sıkça raporlanıyor.
Cezasızlık Politikası Eleştiriliyor
Hristiyan cemaatinin en büyük şikayetlerinden biri de saldırıların cezasız kalması. RFDC raporuna göre, geçtiğimiz yıl saldırı ve tacizlerle ilgili İsrail polisine yapılan 24 resmi şikayetten 17’si, kamera kayıtları ve deliller olmasına rağmen "faili meçhul" ya da "yetersiz delil" gerekçesiyle kapatıldı.
Söz konusu saldırıların genellikle yasa dışı yerleşimciler veya aşırılıkçı gruplar tarafından gerçekleştirildiği, ancak İsrail makamlarının bu eylemleri çoğu zaman "suç teşkil etmeyen davranış" olarak değerlendirdiği ifade ediliyor.