ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaları sonlandırmak hedefiyle Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları Pakistan'ın başkentinde bir araya geldi. Zirvede, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin güvenliği ve taraflar arasında diyalog zemini yaratacak yeni bir arabuluculuk mekanizmasının kurulması öne çıktı.
ABD ve İsrail koalisyonunun 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırılarla alevlenen ve bir ayı geride bırakan çatışma ortamına diplomatik bir çözüm bulmak amacıyla Pakistan'ın başkenti İslamabad'da üst düzey bir barış zirvesi düzenlendi. 29-30 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen zirveye Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan katıldı. Zirve, Washington ile Tahran arasında kopan diyalog kanallarının yeniden tesis edilmesini ve bölgesel savaşın küresel bir krize dönüşmesini engellemeyi amaçlıyor.
Zirvenin en önemli gündem maddelerinden birini, çatışmalar nedeniyle küresel enerji tedarikinde kritik bir darboğaz yaratan Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine yeniden açılması oluşturdu. Görüşmelerde, ABD ve İran'ın taleplerinin şu aşamada maksimalist düzeyde olmasına rağmen, krizin aşılması için somut çözüm önerileri masaya yatırıldı. Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması amacıyla "Süveyş Kanalı benzeri bir geçiş ücreti sistemi" kurulması ve bölgenin uluslararası bir konsorsiyum tarafından yönetilmesi gibi teklifler dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı.
Diplomatik girişimlerin ilk somut yansıması olarak İran, iyi niyet göstergesi niteliğinde bir adım atarak Pakistan bayraklı 20 ek geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin verdi.
Pakistan'ın arabuluculuk rolünün ön plana çıktığı zirvede, İslamabad yönetiminin hem ABD hem de İran tarafıyla "kolaylaştırıcılık" misyonu için ön onay aldığı bildirildi. Geçmişte benzer süreçleri yürüten Umman ve Katar'ın, genişleyen çatışma ortamında doğrudan etkilenmeleri nedeniyle tarafsız arabuluculuk işlevlerini tam olarak yerine getirememesi, Pakistan merkezli bu yeni inisiyatifin önemini artırdı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır tarafı, çatışmaların Akdeniz ve Kızıldeniz'e sıçrama ihtimaline karşı ortak bir duruş sergiledi. Türkiye'nin bu süreçteki temel yaklaşımının, savaşın daha da uzamasını ve bölge ülkeleri üzerinde ağır ekonomik, ticari ve güvenlik yükleri oluşturmasını engellemek olduğu vurgulandı. Zirve sonucunda katılımcı ülkeler, bölgesel istikrarın sağlanması, tedarik zincirlerindeki kırılmaların önüne geçilmesi ve gıda güvenliği ile enerji fiyatlarındaki risklerin düşürülmesi için diplomasinin tek çıkış yolu olduğu konusunda mutabık kaldı. Tahran ve Washington'un vakit kaybetmeden müzakere masasına dönmesi gerektiği çağrısı yinelendi.