İran'ın başlattığı misilleme saldırıları kapsamında ateşlenen füzeler, İsrail'in başkenti Tel Aviv ve Kudüs'te hava savunma sistemleri tarafından engellenirken, bölgede şiddetli patlama sesleri yankılandı.
İran ordusunun, topraklarına ve üst düzey yöneticilerine yönelik düzenlenen operasyonlara yanıt olarak İsrail'i hedef aldığı misilleme dalgası başladı. Atılan füzelerin İsrail hava sahasına girmesiyle birlikte, Tel Aviv ve işgal altındaki Doğu Kudüs dâhil olmak üzere ülkenin orta kesimlerinde siren sesleri yükseldi.
İsrail ordusundan yapılan resmî açıklamaya göre, İran füzelerini etkisiz hâle getirmek amacıyla hava savunma sistemleri devreye sokuldu. Önleyici füzelerin ateşlenmesiyle kentlerin semalarında güçlü patlamalar meydana geldi. Yetkililer, tehdit altındaki bölgelerde bulunan vatandaşların cep telefonlarına acil durum mesajları göndererek derhal sığınaklara girmeleri çağrısında bulundu.
Saldırının ilk anlarına ilişkin durumu değerlendiren İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı (Magen David Adom), olay yerlerinden gelen ilk belirlemelere göre herhangi bir can kaybı veya yaralanma rapor edilmediğini bildirdi. Buna karşın, İsrail'in önde gelen yayın organlarından Kanal 12 televizyonu, hava savunma sistemlerinin imha ettiği füzelere ait şarapnel parçalarının ülkenin orta kesimlerindeki bazı sivil alanlara düştüğünü aktardı.
Tırmanan Gerilim ve 28 Şubat Saldırıları
Bölgedeki çatışma durumu, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı müşterek askerî operasyonların ardından yeni bir boyuta ulaştı. Tahran yönetiminin verilerine göre, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen bu ağır saldırılarda, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ile birlikte çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetmişti. İranlı resmî makamlar, söz konusu operasyonlarda hayatını kaybedenlerin sayısının 1348'i aştığını, 17 binden fazla kişinin ise yaralandığını açıklamıştı.
İran'ın misilleme olarak başlattığı askerî eylemlerin yalnızca İsrail topraklarıyla sınırlı kalmadığı ifade ediliyor. Tahran'ın, İsrail'in yanı sıra Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn gibi bölge ülkelerinde yer alan ABD askerî üslerini de hedef aldığı biliniyor. Diplomatik ve askerî kaynaklar, bölgede tırmanan bu karşılıklı saldırı dalgasının bölgesel bir güvenlik krizine dönüşebileceği endişesini taşıyor.