16 Nisan 2026 Perşembe
Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'dan Papa 14. Leo'ya Trump Karşıtı Destek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaş karşıtı tutumu nedeniyle Papa 14. Leo'yu hedef alan sözlerini ve kendisini Hazreti İsa olarak tasvir etmesini sert bir dille kınadı.

Paylaş:
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'dan Papa 14. Leo'ya Trump Karşıtı Destek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaş karşıtı tutumu nedeniyle Papa 14. Leo'yu hedef alan sözlerini ve kendisini Hazreti İsa olarak tasvir etmesini sert bir dille kınadı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Vatikan Devlet Başkanı ve Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo'ya yönelik eleştirilerine tepki göstererek Vatikan'a destek mesajı verdi. Pezeşkiyan, Trump'ın savaş karşıtı çağrıları nedeniyle Papa'yı hedef almasının ve dini sembolleri siyasi polemiklerinde kullanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

İran cephesinden yapılan değerlendirmelerde, Trump'ın kendisini Hazreti İsa şeklinde tasvir etmesine özellikle dikkat çekildi. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, bu durumun hem Hristiyan hem de İslam inancına göre büyük bir saygısızlık olduğunu ifade etti. İslamiyet'te de saygı duyulan bir peygamber olan Hazreti İsa'nın şahsi ve siyasi çıkarlara alet edilmesinin, dünyadaki tüm inananların değerlerini incittiği vurgulandı.

Barış Çağrılarına Yönelik Eleştiriler Tepki Topladı

Papa 14. Leo'nun küresel barış çağrıları ve süregelen çatışmalara karşı gösterdiği savaş karşıtı duruş, bir süredir ABD yönetiminin eleştirilerinin odağında yer alıyordu. İran lideri Pezeşkiyan, Papa'nın barışçıl duruşunun yanında yer aldığını belirterek, dini liderlerin şiddetin son bulması yönündeki çağrılarının siyasiler tarafından hedef alınmasının uluslararası barış çabalarına zarar verdiğini dile getirdi.

Söz konusu gerilim, siyasi liderlerin dini söylem ve sembolleri kullanımı üzerindeki tartışmaları küresel arenada yeniden alevlendirdi. İran yönetiminin Vatikan'a yönelik bu dayanışma tutumu, farklı inanç merkezlerinin uluslararası siyasette barış ve saygı temelinde nasıl ortak bir zemin bulabileceğine dair önemli bir diplomatik gelişme olarak kayıtlara geçti.