Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 28 Şubat sürecinin Türkiye'ye sadece özgürlükler alanında değil, ekonomik açıdan da ağır bedeller ödettiğine dikkat çekerek, o dönemin maliyetinin 380 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinin yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Duran, söz konusu dönemin demokrasi tarihinde kara bir leke olduğunu vurgulayarak, sürecin milletin inancına ve iradesine yönelik açık bir müdahale niteliği taşıdığını belirtti.
"Sadece Askeri Vesayet Değildi"
Duran, 28 Şubat'ın yalnızca askeri bir vesayet girişimi olarak okunmaması gerektiğine işaret etti. O günlerde yaşanan toplumsal travmalara değinen İletişim Başkanı, süreci "başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının gasbedildiği, inançlı insanların kamu görevlerinden uzaklaştırıldığı ve medya baskısıyla toplumun susturulmaya çalışıldığı bir dönem" olarak tanımladı.
Ekonomiye Ağır Fatura: 380 Milyar Dolar
Paylaşımında sürecin ekonomik bilançosuna da dikkat çeken Burhanettin Duran, darbe sürecinin Türkiye'ye maliyetinin çok yüksek olduğunu vurguladı. Duran, "28 Şubat süreci yalnızca temel hak ve özgürlükler alanında değil, ekonomik açıdan da Türkiye'ye ağır bedeller ödetmiştir. Bu dönem, ülke ekonomisine toplamda 380 milyar dolarlık bir maliyet yüklemiştir" ifadelerini kullandı.
Milletin değerleriyle çatışan bu zihniyetin Türkiye'nin ilerleyişini durdurmayı amaçladığını belirten Duran, bu girişimlerin milletin iradesi ve direnci karşısında tutunamadığını kaydetti.
"Vesayet Zincirleri Kırıldı"
Türkiye'nin o günden bu yana geçirdiği dönüşüme de değinen Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 28 Şubat'ın açtığı yaraların sarıldığını ifade etti. Duran açıklamasında, "Vesayet zincirlerini kırarak milli iradeyi esas alan güçlü bir demokrasiyi tesis etmiştir" değerlendirmesinde bulundu.
İletişim Başkanı, Türkiye'nin bugün "Türkiye Yüzyılı" vizyonu çerçevesinde kalkınmasını hızlandırdığını, küresel ölçekte söz sahibi olduğunu ve millet iradesini her şeyin üzerinde tutan bir anlayışla yoluna devam ettiğini belirtti.