15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

İklimde Yeni Dönem: Önleme Çabası Bitti, "Uyum Sağlama" Zorunluluğu Başladı

2025 yılında yaşanan rekor sıcaklıklar ve yıkıcı kuraklıkların ardından bilim dünyası 2026'ya radikal bir söylem değişikliği ile girdi. Uzmanlar, iklim krizini "durdurma" hedefinin artık gerçekçi olmadığını, insanlığın tek çaresinin değişen koşullara "adapte olmak" olduğunu vurguluyor.

Paylaş:
İklimde Yeni Dönem: Önleme Çabası Bitti, "Uyum Sağlama" Zorunluluğu Başladı

2025 yılında yaşanan rekor sıcaklıklar ve yıkıcı kuraklıkların ardından bilim dünyası 2026'ya radikal bir söylem değişikliği ile girdi. Uzmanlar, iklim krizini "durdurma" hedefinin artık gerçekçi olmadığını, insanlığın tek çaresinin değişen koşullara "adapte olmak" olduğunu vurguluyor.

ANKARA — Küresel iklim mücadelesinde 2026 yılı, tarihi bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor. Geride bıraktığımız yıl boyunca dünya genelinde ve Türkiye’de hissedilen aşırı hava olayları, sel felaketleri ve tarımı vuran kuraklık, uluslararası iklim politikalarında sessiz bir kabullenişi beraberinde getirdi. Bilim insanlarına göre dünya, artık iklim krizini önleyebileceği eşiği aştı ve stratejiler "kurtarma"dan "hayatta kalma"ya evriliyor.

Önleme Devri Kapandı, Uyum Devri Başladı

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (iklimBU) Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, yeni yıla girerken yaptığı değerlendirmelerde bu paradigma değişikliğine dikkat çekti. 2025'in iklim değişikliğinin en sert yüzünü gösterdiği bir yıl olduğunu belirten Kurnaz, dünyanın artık bu krizi önleyemeyeceğinin farkına vardığını ifade etti.

Uzun yıllardır küresel ısınmayı 1.5 santigrat derece ile sınırlandırma hedefine odaklanan uluslararası camia, emisyon hedeflerinin tutturulamaması ve kritik eşiklerin aşılmasıyla birlikte rotayı zorunlu olarak "uyum" politikalarına çevirdi. Prof. Dr. Kurnaz'ın işaret ettiği bu yeni dönemde, "felaketi durdurmak" yerine "felaketle yaşamayı öğrenmek" öncelikli gündem maddesi haline geldi.

2025: Uyarıların Gerçeğe Dönüştüğü Yıl

Türkiye, 2025 yılı boyunca mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden sıcaklıklar ve yağış rejimindeki düzensizliklerle mücadele etti. Tarımsal üretimi tehdit eden kuraklık ve büyükşehirlerdeki su stresi, iklim değişikliğinin teorik bir tehdit olmaktan çıkıp günlük hayatı doğrudan etkileyen bir krize dönüştüğünü kanıtladı.

Uzmanlara göre 2026’ya girerken yaşanan bu zihniyet değişimi, karamsarlıktan ziyade bir gerçekçiliği temsil ediyor. Önleme çabalarının yetersiz kalması, şehirlerin altyapısından tarım politikalarına kadar her alanda "iklime dirençli" sistemlerin kurulmasını zorunlu kılıyor.

Şimdi Ne Yapılmalı?

İklim bilimciler, bu yeni süreçte atılması gereken adımları şu başlıklar altında topluyor:

  • Altyapı Revizyonu: Kentlerin aşırı yağışlara ve sıcak hava dalgalarına dayanıklı hale getirilmesi.
  • Su Yönetimi: Azalan su kaynaklarının verimli kullanımı için ulusal seferberlik ilan edilmesi ve tarımda vahşi sulamanın tamamen terk edilmesi.
  • Gıda Güvenliği: Değişen iklim koşullarına dayanıklı tohum ve ürün desenlerine geçişin hızlandırılması.

Prof. Dr. Kurnaz ve diğer uzmanların uyarıları, 2026'nın iklimle mücadelede "romantik hedeflerin" terk edilip, sert gerçeklerle yüzleşilen bir adaptasyon yılı olacağını gösteriyor.