Çevre haberleri platformu Yeşilhat ile Sabancı Üniversitesi ortaklığında gerçekleştirilen "Yeşilhat Akademi Buluşmaları" etkinliğinde, küresel iklim değişikliğinin tarımsal verimlilik üzerindeki yıkıcı etkileri ve bu krize karşı geliştirilebilecek teknolojik adaptasyon stratejileri uzmanlar tarafından değerlendirildi.
İstanbul Sabancı Üniversitesi Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi'nde (SUCOOL) düzenlenen etkinlikte, tarım sektörünün iklim değişikliği karşısında yaşadığı zorluklar, riskler ve teknoloji odaklı çözüm önerileri kapsamlı bir şekilde ele alındı. "İklim krizi karşısında tarım: riskler, uyum ve çözümler" temasıyla bir araya gelen akademisyenler ve öğrenciler, sürdürülebilir gıda güvenliğinin sağlanması için atılması gereken adımları tartıştı.
Programa konuşmacı olarak Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Öztürk, Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu ile Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Sürdürülebilirlik ve Gıda Güvenliği Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Zafer Yenal katıldı.
Verim Kayıpları Yüzde 30'lara Ulaştı
İklim krizinin Türkiye'nin dört bir yanında hissedildiğini belirten Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu, yaşanan aşırı sıcaklıklar, don olayları, şiddetli kuraklık ve artan zararlı popülasyonları sebebiyle narenciye, üzüm, zeytin ve fındık gibi temel tarım ürünlerinde verim kayıplarının yüzde 30 seviyelerine kadar çıktığını vurguladı.
Menceloğlu, yer altı sularının hızla tükenmesine ve vahşi sulamanın topraktaki tuzluluk oranını artırarak mikrobiyal canlılığı yok ettiğine dikkat çekti. Düzensiz yağış rejimlerinin tarımı derinden etkilediğini belirten uzman, Şanlıurfa'da kuraklık beklenirken yaşanan şiddetli sel felaketini bu duruma çarpıcı bir örnek olarak gösterdi. Kuraklık ve bölgesel iklim krizlerinin eş zamanlı yaşanmasının gıda tedariki için büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade eden Menceloğlu, endüstriyel ve verimli tarım modellerinin acilen yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti.
Kırsal Yaşam Cazip Hale Getirilmeli
Tarımın yalnızca bir üretim süreci değil, geniş bir ekosistem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zafer Yenal ise, genç nüfusun tarıma olan ilgisizliğinin önemli bir sorun olduğuna işaret etti. Yenal'a göre çözüm, sadece üretim süreçlerinin endüstrileşmesinden değil, aynı zamanda kırsal bölgelerin yeniden cazip bir yaşam alanı haline getirilmesinden geçiyor.
Küçük ölçekli üreticilerin desteklenmesinin sosyal istikrar açısından kritik olduğunu belirten Yenal, yeni teknolojilerin geliştirilmesinin tek başına yeterli olmadığını, bu yeniliklerin sahaya indirilerek üreticiyle buluşturulmasının zorunlu olduğunu dile getirdi. Yenal, çiftçilerin teknolojik adaptasyon sürecini hızlandırmak için devlet desteklerinin ve sübvansiyonların hayati bir rol oynadığını ekledi.
Çoklu Stres Faktörleri Bitkileri Zorluyor
Bitkilerin kuraklık veya sıcaklık gibi tekil stres faktörlerine karşı evrimsel bir dirence sahip olduğunu ancak bu etkenlerin aynı anda yaşanmasının ciddi sorunlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Levent Öztürk, dayanıklı tohum ıslahı konusunda yeni teknolojilerin hız kazandırdığını ifade etti.
Tarım teknolojilerinin bir lüks olmaktan çıkıp herkes için erişilebilir ve ucuz olması gerektiğinin altını çizen Öztürk, üreticilerin maliyetleri düşürmesi için "veri kooperatifçiliği" gibi yenilikçi modellerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Öztürk, sanayi, devlet ve yerel yönetimlerin işbirliğiyle bu modellerin hızla sahaya entegre edilmesinin, iklim kriziyle mücadelede başarıyı belirleyeceğini sözlerine ekledi.