Türkiye, coğrafi koşulları nedeniyle kakao tarımına elverişli olmamasına rağmen, işlenmiş kakao ve çikolatalı ürün ihracatında tarihi bir zirveye ulaştı. 2021-2025 döneminde dış satımını ikiye katlayan sektör, geçtiğimiz yıl 1,66 milyar dolarlık rekor gelire imza attı.
Türkiye, hammadde üreticisi olmadığı halde katma değerli üretim gücüyle küresel pazardaki payını artırmaya devam ediyor. Tropikal iklim kuşağında yetişen bir bitki olması sebebiyle Türkiye'de üretimi mümkün olmayan kakao, Türk sanayicisinin elinde yüksek ihracat değerine sahip nihai ürünlere dönüşüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayanan son analizler, sektörün son beş yılda gösterdiği çarpıcı büyüme performansını ortaya koydu.
Beş Yılda İki Kat Büyüme
Sektörün ihracat performansı, özellikle 2021-2025 yılları arasında istikrarlı bir yükseliş grafiği çizdi. Verilere göre, Türkiye'nin kakao ve kakao müstahzarları ihracatı bu beş yıllık periyotta iki katına çıktı. Küresel tedarik zincirindeki dalgalanmalara ve hammadde fiyatlarındaki değişimlere rağmen Türk üreticiler, işleme kapasitelerini ve pazar çeşitliliğini artırarak bu süreci başarıyla yönetti.
Tüm Zamanların Rekoru Kırıldı
Geçtiğimiz yılın ihracat rakamları, sektörün ulaştığı büyüklüğü gözler önüne serdi. 2025 yılı itibarıyla Türkiye'nin kakao ve kakaolu ürünlerden elde ettiği ihracat geliri 1 milyar 664 milyon 947 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, Cumhuriyet tarihinin en yüksek kakao ürünleri ihracat tutarı olarak kayıtlara geçerken, Türkiye'nin gıda sanayisindeki işleme kabiliyetinin de en somut göstergelerinden biri oldu.
Hammadde İthal, Ürün Yerli
Söz konusu başarı, "dahilde işleme" modelinin etkinliğini de kanıtlar nitelikte. Türkiye, kakao çekirdeğini ve ham kakaoyu Gana, Fildişi Sahili gibi tropikal kuşak ülkelerinden ithal ediyor. İthal edilen bu hammaddeler, Türkiye'deki modern tesislerde işlenerek çikolata, kakao tozu, kakao yağı ve çeşitli şekerleme ürünlerine dönüştürülüyor.
Elde edilen katma değerli ürünler, başta Avrupa Birliği ülkeleri ve Orta Doğu pazarı olmak üzere dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor. Bu döngü, Türkiye'nin tarımsal hammadde üreticisi olmadığı alanlarda dahi güçlü bir sanayi altyapısıyla net döviz girdisi sağlayabileceğini gösteriyor. Sektör temsilcileri, yapılan yatırımlarla birlikte önümüzdeki dönemde pazar payının daha da artırılmasını hedefliyor.